Öyle bir vebale girdik ki gelin çıkın bunun altından. Müslüman sıfatı altında ki sahte maneviyatın vücut bulduğu şuursuz kimliklerin birer suç ortaklarıyiz hepimiz.
insanlık vicdanını sızlatan, adaletin ve hukukun iflas ettiği o karanlık noktalarin sonu gelmiyor malesef..İsrail yasama organı Knesset’te gündeme gelen ve Filistinli esirler için “idam cezası” öngören bu tasarı, sadece bir ceza yasası değil; bir halkın varoluşuna karşı sergilenen en ağır zulüm aşamalarından biridir.
Zulmün Son Perdesine şahit top yekün her zamanki gibi..İdam Sehpasında İnsanlık Onuru
Dünya, modern çağın en karanlık sayfalarından birine yine imzasını atıyor.Kendi topraklarında var olma mücadelesi veren bir halka karşı uygulanan ambargo, sürgün ve katliamlar yetmemiş gibi; şimdi de Knesset genel kurulundan yükselen “idam” sesleri, uluslararası hukukun tabutuna çakılan son çivi.
Hak ve Adalet Nerede?
Filistinli esirler için hazırlanan bu idam tasarısı, evrensel insan hakları beyannamesini ve Cenevre Sözleşmesi’ni hiçe sayan bir barbarlık nişanesi değil mi? İşgal altındaki bir halkın direnişini “suç” sayıp, bu direnişi idam sehpasıyla cezalandırmaya çalışmak; sadece bir hukuk skandalı değil, topyekûn bir etnik temizlik stratejisinin parçasıdır. Soruyorum ;Zulme doyulmadı mı? Masum kanı akıtmak, hangi adaletin terazisinde yer bulabilir?
Bugün Kudüs’te, Gazze’de ve Batı Şeria’da yükselen feryat, sadece Filistinlilerin değil; vicdanı olan tüm insanlığın feryadıdır. Bir stratejist ve bir kalem sahibi olarak diyorum ki; şiddetle beslenen hiçbir sistem, idam sehpalarıyla huzur bulamaz. Aksine, her idam kararı, direnişin ateşini daha da körükleyecek ve bölgedeki barış umudunu küle çevirecektir.
Sessiz Kalmak Zulme Ortaklıktır
Dünya kamuoyunun, uluslararası kuruluşların ve vicdan sahibi devletlerin bu hukuksuzluğa karşı “dur” demesi bir tercih değil, insani bir zorunluluktur. Sessizlik, zalimin elindeki en büyük silahtır. Filistinli kardeşlerimizin hayatı, siyasi pazarlıkların veya işgal politikalarının malzemesi yapılamayacak kadar kutsaldır.
Zulüm, ebedi olamaz. Tarih, mazlumların kanı üzerine inşa edilen krallıkların yıkılışına şahittir. İdam kararlarıyla bir halkı yok edebileceğini sananlar, aslında kendi insanlıklarını o sehpada asmaktadırlar.
Zulme yetmedi mi? İNSANLIK DAHA NE KADAR SUSACAK?
YAZAR: Meliha ATEŞ
