<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
>

<channel>
	<title>Eyup DEMİREZEN &#8211; Bandırma Haberleri</title>
	<atom:link href="https://www.velhasilgazetesi.com/author/eyup-demirezen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.velhasilgazetesi.com</link>
	<description>Senin Gazeten</description>
	<lastBuildDate>Sun, 11 Jan 2026 14:47:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2024/03/favicon.webp</url>
	<title>Eyup DEMİREZEN &#8211; Bandırma Haberleri</title>
	<link>https://www.velhasilgazetesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye’nin en tehlikeli mahallesi…”</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/turkiyenin-en-tehlikeli-mahallesi-201649/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/turkiyenin-en-tehlikeli-mahallesi-201649/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Jan 2026 19:41:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[tehlike]]></category>
		<category><![CDATA[tehlikeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=201649</guid>

					<description><![CDATA[“Türkiye’nin en tehlikeli mahallesi…” Bir başlık… Bir tık… Bir video… Ve geriye kalan koca bir öfke, koca bir kırgınlık. Sosyal medyada dolaşıma sokulan bu tür içerikler, yalnızca reyting ya da görünürlük üretmiyor. Aynı zamanda toplumun vicdanında yeni duvarlar örüyor. Ötekileştirmenin, ayrımcılığın, korkunun tuğlaları tek tek diziliyor. Biz de çoğu zaman bunu fark etmeden, hatta heyecanla [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Türkiye’nin en tehlikeli mahallesi…”</p>
<p>Bir başlık…</p>
<p>Bir tık…</p>
<p>Bir video…</p>
<p>Ve geriye kalan koca bir öfke, koca bir kırgınlık.</p>
<p>Sosyal medyada dolaşıma sokulan bu tür içerikler, yalnızca reyting ya da görünürlük üretmiyor. Aynı zamanda toplumun vicdanında yeni duvarlar örüyor. Ötekileştirmenin, ayrımcılığın, korkunun tuğlaları tek tek diziliyor. Biz de çoğu zaman bunu fark etmeden, hatta heyecanla izleyerek o duvarın inşasına ortak oluyoruz<a href="https://www.facebook.com/" rel="noopener">.</a></p>
<p>Bir mahalle düşünün…</p>
<p>Yoksul ama suçlu değil<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/">.</a></p>
<p>Zor şartlarda ama onursuz değil.</p>
<p>Devletin elinin geç ulaştığı, fırsatların kapısının erken kapandığı bir yer.</p>
<p>Sonra birileri geliyor.</p>
<p>Birkaç kişiye üç beş kuruş veriliyor.</p>
<p>Kamera açılıyor.</p>
<p>Arka planda yıkık evler, ön planda klişe cümleler.</p>
<p>Montajla korku büyütülüyor, başlıkla mahalle mühürleniyor:</p>
<p>“Tehlikeli.”</p>
<p>Oysa madalyonun arka yüzü hiç gösterilmiyor.</p>
<p>O mahallede yıllarca çocuklar için mücadele eden öğretmenler…</p>
<p>Gençler sokağa düşmesin diye gece gündüz çalışan gönüllüler…</p>
<p>Uyuşturucuya, şiddete, suça karşı tek başına direnen anneler…</p>
<p>Bu toplumun daha eşit yaşaması için ömrünü vakfetmiş insanlar…</p>
<p>Hepsi bir videoyla siliniyor.</p>
<p>Bir başlıkla yok sayılıyor.</p>
<p>Yeni medyanın peşinde “görünür olma” hırsı, medyayı okumayı bilmeyen bir toplumu kolayca manipüle ediyor. Görüntü gerçeğin yerine geçiyor, kurgu hakikatin önüne oturuyor. Yoksulluk bir sorun olmaktan çıkıyor, bir seyirlik malzemeye dönüşüyor. İstismar ediliyor. Paketleniyor. Satılıyor.</p>
<p>Peki sonra ne oluyor?</p>
<p>Toplum, yoksulluğu çözmesi gereken bir adaletsizlik olarak değil, korkması gereken bir tehdit olarak görmeye başlıyor. Mahalle damgalanıyor, insanı etiketleniyor. “Oradan bir şey çıkmaz” deniyor. Oysa tam da oradan çıkması gereken şey umut.</p>
<p>Soruyorum:</p>
<p>Eşitsizliği bu şekilde mi çözeceğiz?</p>
<p>Yoksulluğu ifşa ederek mi, yoksa onu üreterek mi?</p>
<p>Yukarıdan gelen emirler, tabelalar, projeler toplumun hangi katmanına kadar iniyor?</p>
<p>Yoksa yine mi altta kalanın canı çıksın?</p>
<p>Bir toplum, en kırılganını hedefe koyarak iyileşemez.</p>
<p>Bir medya dili, yoksulu suçlu gibi göstererek adalet üretemez.</p>
<p>Bir ülke, mahallesini karalayarak geleceğini parlatamaz.</p>
<p>Belki de artık şunu sormanın zamanı:</p>
<p>Biz ne izliyoruz, neye alkış tutuyoruz ve hangi duvarın tuğlasını taşıyoruz?</p>
<p>Çünkü bazı başlıklar yalnızca haber olmaz.</p>
<p>Bazıları, bir toplumun vicdanına atılmış ağır bir taştır.</p>
<p>YAZAR: Eyüp DEMİREZEN</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/turkiyenin-en-tehlikeli-mahallesi-201649/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/09/Eyup-Demirezen-5.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>Kendi Personeliyle Hesaplaşan Belediyede Şehirler Güzelleşmez</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/kendi-personeliyle-hesaplasan-bel-199812/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/kendi-personeliyle-hesaplasan-bel-199812/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2025 08:53:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[bandırma]]></category>
		<category><![CDATA[belediye]]></category>
		<category><![CDATA[personel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=199812</guid>

					<description><![CDATA[Tarihin en büyük yıkımları topla tüfekle değil, ihanetle başlamıştır. Bizans surlarını top değil, içeriden çözülen güven duygusu çökertti. Roma’yı barbarlar değil, Roma’nın kendi bürokratları çürüttü. Ve Osmanlı’yı yıkan sadece dış güçler değil, kendi içindeki kör hırs, liyakatten uzaklaşma, kadrolar arası kavgalardı. Bugün bu topraklarda yine aynı film dönüyor gibi. Kadro değişikliğini “yenilenme” diye sunanlar, aslında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihin en büyük yıkımları topla tüfekle değil, ihanetle başlamıştır.</p>
<p>Bizans surlarını top değil, içeriden çözülen güven duygusu çökertti<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/">.</a></p>
<p>Roma’yı barbarlar değil, Roma’nın kendi bürokratları çürüttü.</p>
<p>Ve Osmanlı’yı yıkan sadece dış güçler değil, kendi içindeki kör hırs, liyakatten uzaklaşma, kadrolar arası kavgalardı.</p>
<p>Bugün bu topraklarda yine aynı film dönüyor gibi.</p>
<p>Kadro değişikliğini “yenilenme” diye sunanlar, aslında kendi personeliyle hesaplaşıyor.</p>
<p>Kendisiyle yıllarca omuz omuza çalışmış emektarları, bir kalem darbesiyle tasfiye ediyor.</p>
<p>Oysa bir şehri güzelleştiren binalar, parklar, tabelalar değil; birbirine güvenen insanlardır<a href="https://antalyaff.com/tr/page/movies_new?movie=gunduz-gece" rel="noopener">.</a></p>
<p>Bir belediye başkanı, önce kendi ekibine adaletle bakmalı.</p>
<p>Çünkü personeline adalet dağıtamayan, vatandaşa adalet götüremez.</p>
<p>Kendi emekçisine sırt çeviren, halkın yüzüne umutla bakamaz.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra bile savaş meydanındaki askerine “Hakkın var mı?” diye sormuştu.</p>
<p>Bugün belediye koridorlarında, emekçilerin haklarını soran kaç yönetici kaldı?</p>
<p>Yoksa yöneticilik, sadece imza atmak, yeni müdürler atamak, eskiyi silmek mi sanılıyor?</p>
<p>Bandırma’da taşlar yerinden oynuyor deniyor.</p>
<p>Belki öyle… Ama bu taşları kim oynatıyor, niçin oynatıyor, asıl mesele orada.</p>
<p>Bir yönetim kendi personeliyle hesaplaşmaya başlamışsa, artık şehirle de kavga ediyor demektir.</p>
<p>Ve şehir, yöneticisinin aynasıdır:</p>
<p>İçinde adalet yoksa, dışına huzur yansımaz.</p>
<p>Bugün ekranlarda birlik, beraberlik, dayanışma nutukları atılıyor.</p>
<p>Ama aynı yönetimler, kendi evlatlarını görmezden geliyor.</p>
<p>Bir yandan “halkın belediyesi” diyorlar, öte yandan halkın içinden gelen emekçilerini üzüyorlar</p>
<p>Tarihte her saltanatın sonunu getiren şey, kendi insanına yabancılaşması olmuştur.</p>
<p>Roma da böyle çöktü, Endülüs de, Osmanlı da.</p>
<p>Çünkü kim kendi içindekine düşman olursa, dışarıdakine karşı savunmasız kalır.</p>
<p>Bandırma bugün bir eşikte.</p>
<p>Yeni kadrolar, yeni umutlar diyerek başlatılan bu değişim, eğer emekçiyi dışlıyorsa;</p>
<p>güzel bir gelecek değil, soğuk bir sessizlik getirir bu şehre.</p>
<p>Ve biz o sessizliği, süslü cümlelerin arasından da duyarız.</p>
<p>Çünkü haklı olanın sesi kısık olsa da, vicdanın yankısı asla susmaz.</p>
<p>Derdiniz şehri güzelleştirmekse bunu istediğiniz kadro ile yapabilirsiniz bunun için size yetki verdik.</p>
<p>İnşallah bu değişim liyakat içindir ,adalet içindir daha güzel ve yaşanılır bir kent içindir</p>
<p>İnşallah yanılan biz oluruz &#8230;</p>
<p><strong>YAZAR:</strong> Eyüp DEMİREZEN</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/kendi-personeliyle-hesaplasan-bel-199812/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/10/Eyup-Demirezen.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>EN SEVİLEN YASAKLI MAHALLE</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/en-sevilen-yasakli-mahalle-188636/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/en-sevilen-yasakli-mahalle-188636/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 18:00:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=188636</guid>

					<description><![CDATA[Bandırma’nın göbeğinde, herkesin bildiği, yaşadığı, büyüdüğü, çocuklarını büyüttüğü mahalleler var. Çınarlı Mahallesi mesela. Bandırma’nın kalbi. Ama belli ki bazılarının haritasında yeri yok. Elektrikli scooter kiralama firması “Tazıla”, Bandırma&#8217;da faaliyet göstermeye başlamış. Gayet güzel. Çağdaş, çevreci bir ulaşım şekli. Ancak haritada bazı bölgeler gri. Erişilemeyen, hizmet verilmeyen bölgeler. Sözüm ona “kısıtlı alan” olarak işaretlenmiş. Ve ne [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bandırma’nın göbeğinde, herkesin bildiği, yaşadığı, büyüdüğü, çocuklarını büyüttüğü mahalleler var. Çınarlı Mahallesi mesela. Bandırma’nın kalbi. Ama belli ki bazılarının haritasında yeri yok.</p>
<p>Elektrikli scooter kiralama firması “Tazıla”, Bandırma&#8217;da faaliyet göstermeye başlamış. Gayet güzel. Çağdaş, çevreci bir ulaşım şekli. Ancak haritada bazı bölgeler gri. Erişilemeyen, hizmet verilmeyen bölgeler. Sözüm ona “kısıtlı alan” olarak işaretlenmiş. Ve ne tesadüf ki bu alan yine Çınarlı Mahallesi.</p>
<p>Yine diyorum, çünkü bu mahalle daha önce başka bir scooter firması tarafından da yok sayılmıştı. O zaman sesimizi yükselttik, videolar çektik, dilekçeler yazdık. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi&#8217;ne kadar ulaştık. Yanlıştan dönüldü. Haritalar düzeltildi. Umutlandık.</p>
<p>Ama ne olduysa oldu, şimdi yine aynı şey. Aynı mahalle. Aynı dışlama.</p>
<p>Bu neyin kafası?</p>
<p>Bu firmalar neden hep aynı “hata”yı yapıyor? Gerçekten hata mı bu? Yoksa kimsenin açık açık söyleyemediği ama herkesin bildiği bir önyargı mı?</p>
<p>Çınarlı Mahallesi, Roman yurttaşların yoğun yaşadığı bir mahalledir.</p>
<p>Evet, bundan neden bu kadar rahatsız oluyorsunuz?</p>
<p>Scooter’lar zarar görebilir diye mi korkuyorsunuz?</p>
<p>Ama Bandırma&#8217;nın başka mahallelerinde de zarar görebilir. Çalınabilir. Kaza olabilir. Bu sadece Çınarlı’ya özgü bir tehdit değil.</p>
<p>Peki bu “risk” bahanesiyle, bir yeri haritanızdan silmeye hakkınız var mı?</p>
<p>Cevabı verelim:</p>
<p>Yok!</p>
<p>Anayasa’ya göre de yok, insanlık onuruna göre de yok<a href="https://fast.com/tr/#" rel="noopener">.</a></p>
<p>Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nun 3. ve 5. maddesi açık:</p>
<p>Bir hizmeti etnik köken, inanç, yaş, sağlık, servet, dil, cinsiyet, yaşanılan yer, renk, siyasi veya felsefi görüş, mezhep,medeni hal,engellilik gibi gerekçelerle engellemek, ayıplı vermek ya da hiç sunmamak ayrımcılıktır ve SUÇTUR.</p>
<p>Bu bir teknik hata değil. Bu bir yazılım sorunu değil.</p>
<p>Bu, toplumun en görünmeyen yerinden gelen, iliklere işlemiş bir önyargıdır.</p>
<p>Ve bu önyargı, bir harita üzerinde gri alan olarak beliriyor.</p>
<p>Çınarlı Mahallesi Bandırma&#8217;nın kıyısında köşesinde unutulmuş bir mahalle değil.</p>
<p>Bizzat merkezinde. Dört bir yanına hizmet verirken, Çınarlı’nın içinden sadece birkaç sokak “yasaklı alan” ilan ediliyorsa, bu basitçe tarif edilecek bir teknik tercih değildir.</p>
<p>Bu damgalamadır.</p>
<p>Bu dışlamadır.</p>
<p>Bu, orada yaşayan insanların onurunu, kimliğini, vatandaşlık hakkını çiğnemektir.</p>
<p>Ben firmayı aradım. Dedim ki:</p>
<p>&#8220;Yaptığınız hatadır. Dönün bu yanlıştan.&#8221;</p>
<p>Yetkililere iletilecekmiş. Hâlâ çözüm yok.</p>
<p>Peki, soru şu: Bu firmalar hangi protokollerle hizmet veriyor?</p>
<p>Ulaştırma Dairesi Başkanlığı bu firmaları denetliyor mu?</p>
<p>Fiyatlandırma, güvenlik, kullanıcı şikayetleri konusunda bir kontrol var mı?</p>
<p>Yoksa herkes sadece imzayı atıp, “para akıyor mu” diye mi bakıyor?</p>
<p>Bu mudur vizyonunuz?</p>
<p>Bu mudur hizmet anlayışınız?</p>
<p>Bari “kılçıksız para” istiyorsanız, faize yatırın paranızı.</p>
<p>Ama bizim mahallemizin onuruyla oynamayın.</p>
<p>Bandırma’daki önyargılarla yıllardır savaşıyoruz<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/">.</a></p>
<p>Roman vatandaşların bu ülkenin onurlu yurttaşları olduğunu, çalıştığını, okuduğunu, ürettiğini göstermeye uğraşıyoruz.</p>
<p>Ama siz üç kuruşluk algoritmalarınızla, beş para etmez harita sistemlerinizle bunca emeği bir tıkla çöpe atıyorsunuz.</p>
<p>Buradan Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Ulaştırma Dairesi Başkanlığı’na sesleniyorum:</p>
<p>Bu bir görev ihmali değil. Bu, görevi kötüye kullanmaktır.</p>
<p>Buna kılıf da bulamazsınız.</p>
<p>Çünkü insan onurunu çiğneyen her uygulamanın bir hesabı olur.</p>
<p>Ve ben bu hesabı size soracağım.</p>
<p>Sesimi duyana kadar.</p>
<p>Haritalarınızı düzeltin. Vicdanınızı da.</p>
<p>Çünkü bir mahalleyi yok sayan, bir gün bütün şehri yok eder.</p>
<p>YAZAR: Eyüp DEMİREZEN</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/en-sevilen-yasakli-mahalle-188636/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/09/Eyup-Demirezen-5.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>Ahmet Akın, Tasarruf Çocukların Hayallerinden Mi Yapılır?</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/tasarruf-cocuklarin-hayallerinden-mi-yapilir-181744/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/tasarruf-cocuklarin-hayallerinden-mi-yapilir-181744/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Jul 2025 12:32:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=181744</guid>

					<description><![CDATA[Bu yaz Edremit’in serin esintisinde, Altınoluk’un çam kokan kamp alanında çocuk kahkahaları yükselecekti. Hayatlarında ilk kez çadır kuracak, denize korkmadan girecek, birlikte tiyatro yapacak, kitap okuyacak, bir ağacın gölgesinde düş kuracaklardı. Yoksullukla çevrili mahallelerinden üç günlüğüne de olsa çıkacaklardı. Kim mi bu çocuklar? Bandırma Çınarlı Mahallesi’nden Roman çocuklar… Eğitimde fırsat eşitliği cephesinde savaşan ve ayrımcılığın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yaz Edremit’in serin esintisinde, Altınoluk’un çam kokan kamp alanında çocuk kahkahaları yükselecekti. Hayatlarında ilk kez çadır kuracak, denize korkmadan girecek, birlikte tiyatro yapacak, kitap okuyacak, bir ağacın gölgesinde düş kuracaklardı. Yoksullukla çevrili mahallelerinden üç günlüğüne de olsa çıkacaklardı. Kim mi bu çocuklar? Bandırma Çınarlı Mahallesi’nden Roman çocuklar… Eğitimde fırsat eşitliği cephesinde savaşan ve ayrımcılığın ne olduğunu küçük yaşta tecrübe eden , sokakla okul arasında incecik bir çizgide yürüyen çocuklar<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/">.</a></p>
<p>Ancak Balıkesir Büyükşehir Belediyesi bu düşleri ‘tasarruf tedbirlerine’ kurban etti.</p>
<p>Evet, benim gözümde ve kendini bilen herkes için çocukların hayalleri, devletin muhasebesinden önce gelir.Belediyeye sunduğumuz, sivil inisiyatifle hazırlanmış, beşinci kez düzenlenecek, örnek niteliğindeki bir çocuk kampı projesi “tasarruf” bahanesiyle geri çevrildi. Peki nedir tasarruf? Sadece çocukların neşesinden, eğitilme hakkından, suçtan uzak kalma çabasından mı yapılır?</p>
<p>Biliyoruz ki CHP&#8217;nin Roman Strateji Eylem Planı sayfa sayfa umut dolu cümlelerle bezeli. Roman çocukların eğitimine öncelik verileceği, eşitlik, destek ve fırsat sözü veriliyor orada. Eylem planı kitapta kalıyor, eylem ise yine Roman mahallelerinde hayal kırıklığı olarak yaşıyor<a href="https://fast.com/tr/#" rel="noopener">.</a></p>
<p>Ben 2014’ten bu yana Bandırma Çınarlı Mahallesi’nde ve tiyatrodan kampa, gezilerden eğitim seminerlerine kadar sayısız etkinlik düzenledim ve hala düzenliyorum. Kimseden rant devşirmedim. Ne simsarlarım oldu, ne siyasi çıkar hesaplarım. Balıkesir geneli tüm roman sivil toplumu ve kanaat önderleri ile aynı amaçtayız .O çocuklara sadece “başka bir yol” göstermek istiyoruz. Çünkü biliyoruz, o yol gösterilmezse, o çocuklar karanlığa yöneliyor. Suç istatistiklerine, okul terk oranlarına, erken yaşta evliliğe, cezaevi ziyaret listelerine…</p>
<p>Ama seçim geldi mi herkes birden “biz Romanları çok severiz” demeye başlar. Mahallemizin dar sokakları ayak sesleriyle dolar. Yanımıza gelip “biz de bu mahallede büyüdük” derler. Oy devşirmek için her şey mubahtır o an. Ama biz bir proje sununca susarlar. O çok sevdiklerini söyledikleri çocuklar için projelerimiz çok görülür.</p>
<p>Ben Eyüp Demirezen olarak artık susmayacağım. Seçim zamanı geldiğinde bugüne kadar reddedilen, cevapsız bırakılan tüm dilekçelerimi, tüm başvurularımı kamuoyunun önüne sereceğim. Tasarruf tedbirleri diye diye nerelere para harcadıklarını da soracağım. O çok sevdiklerini söyledikleri bu halk, kimin gerçekten yanında olduğunu görecek.</p>
<p>Balıkesir’in her bir Roman mahallesinde Sorularım olacak size . Cevaplarını da istiyorum. Çocukların hayallerinden tasarruf edenlerin kim olduğunu herkes biliyor. Ama artık herkes duymalı.</p>
<p>Çocuklardan tasarruf eden bir belediyeden, çocuklardan desteğini esirgeyen bir partiden… Biz de tasarruf edeceğiz. Sandıkta, sokakta, sahnede ve yazıda…</p>
<p>Çünkü ben unutmam.</p>
<p>YAZAR: Eyüp DEMİREZEN</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/tasarruf-cocuklarin-hayallerinden-mi-yapilir-181744/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/09/Eyup-Demirezen-5.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>MARMARA&#8217;DA DEV HAMSİ!</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/marmara-da-dev-hamsi-97994/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/marmara-da-dev-hamsi-97994/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Mar 2025 10:55:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[hamsi]]></category>
		<category><![CDATA[marmara]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=97994</guid>

					<description><![CDATA[Geçtiğimiz günlerde Marmara denizinde dev bir hamsi balıkçıların ağlarına takılmış. 8 metre uzunluğunda 6 ton ağırlığındaki hamsiyi tekneye çıkartamayan balıkçılar ağları denize bırakmak zorunda kalmışlar desem de inanmayın. Bir balıkçı kentinde büyümenin etkisiyle biraz bizde palavra haberlerle kahvehanede elli kişiyi başına toplayan yalancı balıkçı gibi toplayıp, Marmara’nın ve tüm denizlerimizin karalarımızın içinde yaşayanları ilgilendirecek bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde Marmara denizinde dev bir hamsi balıkçıların ağlarına takılmış. 8 metre uzunluğunda 6 ton ağırlığındaki hamsiyi tekneye çıkartamayan balıkçılar ağları denize bırakmak zorunda kalmışlar desem de inanmayın. Bir balıkçı kentinde büyümenin etkisiyle biraz bizde palavra haberlerle kahvehanede elli kişiyi başına toplayan yalancı balıkçı gibi toplayıp, Marmara’nın ve tüm denizlerimizin karalarımızın içinde yaşayanları ilgilendirecek bir konudan bahsetmek istiyorum. Yakında yapılması planlanan, seçimden ve galibiyetinden ve yine neyin uğraşını verdiğimizden bahsedeceğim. Bence 8 metrelik hamsiden daha önemli<a href="https://www.velhasilgazetesi.com.tr">.</a></p>
<p>Buyrun asıl konuya : )</p>
<p>Seçim sandıklar açıldığında halkın yarısı sevinç çığlıkları atarken, diğer yarısı derin bir sessizliğe gömülür. Kimileri balkon konuşmaları dinler, kimileri içinden &#8220;Bu ülke adam olmaz&#8221; diye geçirir. Demokrasi böyle bir şey midir? Bir tarafın kazandığı, diğer tarafın sustuğu bir düzen mi?</p>
<p>Türkiye gibi imparatorluk geçmişine sahip, biat kültürünü damarlarında taşıyan toplumlarda demokrasi hiçbir zaman sarsılmaz bir yapı olamadı. Bir sabah uyanırız, bir bildiri okunur, sokaklar sessizliğe gömülür. Bir başka sabah uyanırız, özgürlük vaatleriyle dolu afişler her köşe başını süsler. Ama esas soru şu: Biz gerçekten ne istiyoruz?</p>
<h2>Korkunun Adı Hürriyet</h2>
<p>İlk kez bir halkın kendi kaderini tayin hakkı kazandığını düşünelim. Yüzyıllardır yönetilmeye alışmış bir topluluk, bir gün yönetmeye karar veriyor. Ama nasıl? Bir memur odasında, bir kahve köşesinde, bir aile sofrasında fısıltıyla konuşulan şu cümle, aslında her şeyi özetliyor: &#8220;Bu iş böyle gitmez ama sesimizi çıkarırsak başımıza iş alırız.&#8221;</p>
<p>Korku, demokrasinin en büyük düşmanıdır. Çünkü demokrasi, yalnızca oy vermek değil, aynı zamanda hesap sormaktır. Ama yüzyıllardır biat edilmiş bir mekanizmaya hesap sormak, onun adaletini ve merhametini sorgulamak… İşte bu, kulağa hala yasaklı bir cümle gibi gelmektedir<a href="https://www.bandirma.bel.tr" rel="noopener">.</a></p>
<p>Cumhuriyet kurulurken halkın büyük bir kısmı, demokrasiyi bir kurtuluş değil, bir kaos nedeni olarak gördü. Ne zaman özgürlüklerin alanı genişlese, bir kesim &#8220;Bu kadar da fazla&#8221; dedi. Ne zaman baskılar artsa, diğer bir kesim &#8220;Böyle olmaz&#8221; diye haykırdı. Demokrasi, bir türlü herkesin aynı anda inanacağı bir gerçek olamadı.</p>
<h3>Sorgulamadan Kabullenmek</h3>
<p>Bir lider çıktığında, insanlar ona umut bağlar. Onu sorgulamak yerine ona inanır .Çünkü biat etmek, sorgulamaktan daha kolaydır. Çünkü yöneticileri mucizeleri olan kişiler gibi görmeye alışmıştık. Cumhuriyet, padişahları kaldırdı ama padişah ruhunu içimizden atamadı.</p>
<p>Bir zamanlar &#8220;Padişahım çok yaşa!&#8221; diyenler, bugün &#8220;Liderimiz ne derse o!&#8221; diyor. Biat kültürü sadece şekil değiştirdi, ruhu ise hep aynı kaldı.</p>
<p>Darbeler, Krizler Demokrasi’nin Düşmanları</p>
<p>Ne zaman demokrasi biraz filizlense, rüzgâr sert esti. Bazı kesimler gidişatı beğenmedinde, sokaklarda tanklar yürüdü. Halkın iradesine müdahale edilince, kimisi alkışladı, kimisi ağladı. İşte burada en trajik sahne ortaya çıktı:</p>
<h5>Darbeye sevinen bir halk!</h5>
<p>Kendi özgürlüğünü, güvenlik uğruna feda eden milyonlar… &#8220;Bize özgürlük fazla!&#8221; diye düşünenler… &#8220;Demokrasi, ekmek getirmiyor!&#8221; diyenler… demokrasiye verilen reaksiyonun en karanlık yüzü buydu. Sandık, bazıları için umut, bazıları için bir tehdit oldu. Ve o sandığın başına her gittiğimizde, şu soruyu sormamız gerekiyordu.</p>
<h5>&#8220;Gerçekten mi seçiyoruz, yoksa bize verilen seçeneklerden birini mi onaylıyoruz?&#8221;</h5>
<p>Demokrasi, bir hayal gibi yaşanıyor. Ona inanır gibi yapıp sonra korkularımızla baş başa kalıyoruz. Her seçimden sonra kazanan, mağlubu sindirmeye çalışıyor. Kaybeden, &#8220;Bu halk cahil!&#8221; diyerek öfkeleniyor. Demokrasi, bir &#8220;intikam aracı&#8221; oldu<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/">.</a> Oysa demokrasi, yalnızca kazananın değil, kaybedenin de hakkını koruyan bir sistem değil miydi?</p>
<p>Bugün demokrasiyi sorgularken, şunu sormak zorundayız:</p>
<p>Demokrasi, gerçekten içselleştirilmiş bir değer mi, yoksa Batı’nın bize sunduğu bir vitrin mi?</p>
<p>Halk, demokrasiyi gerçekten mi istiyor, yoksa düzenin devam etmesini mi?</p>
<p>Ve en önemlisi… Demokrasi dediğimiz şey niye lastik gibi oldu<a href="https://www.joppa.org/" rel="noopener">.</a></p>
<p>Belki de cevap çok basit: Çünkü demokrasi, halkın gerçekten istediği bir şey olmaktan çok, gerektiğinde savunduğu ama çoğu zaman terk ettiği bir olgu oldu gibi<a href="https://googleleadservices.com/" rel="noopener">.</a></p>
<h4>Ve en dramatik olanı şu:</h4>
<p>Demokrasi, onu gerçekten isteyenlerin değil, onu kaybettiğinde özleyenlerin rejimi oldu.</p>
<p>Bilemeyiz ! belki değişen dünya ve toplumlar küresel anlamda yeni sistemler getirir. Belki ABD , AB ve Rusya kutuplaşmaları biter sınırlar değişir. Belkide ABD dünyayı ele geçirir Dünya Birleşik Devletleri’ni kurar yada Rusya nükleer savaş başlatır tüm insanlık kırılabilir ve kabile yönetimlerine geçebiliriz yada yapay zeka insanlığı ele geçirir köle oluruz&#8230;( biraz kölesi olduk gibi)</p>
<p>Artık insanlığın nereye gidebileceği kestirmek zorlaşıyor.</p>
<p>Bir ihtimal daha var ! Belkide dünyayı uzaylılar ele geçirir bizi başka bir gezegene atarlar : )</p>
<p><strong>YAZAR:</strong> Eyüp DEMİREZEN</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/marmara-da-dev-hamsi-97994/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/10/Eyup-Demirezen.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>Balıkesirspor’da Neler Oluyor?</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/balikesirsporda-neler-oluyor-97391/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/balikesirsporda-neler-oluyor-97391/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Mar 2025 16:07:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=97391</guid>

					<description><![CDATA[Sporda Irkçılık Olursa, O Spor Olmaktan ÇıkarFutbol… Kimi için yalnızca bir oyun, kimi için bir tutku, kimi içinse hayatın ta kendisi. Ama bir şey var ki futbol yalnızca sahada oynanan 90 dakikadan ibaret değildir. Takım ruhu, disiplin, ahlak ve düzenli çalışma olmadan başarı da bir anlam taşımaz.Ancak bazen öyle olaylar yaşanır ki, futbolun o büyülü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Sporda Irkçılık Olursa, O Spor Olmaktan ÇıkarFutbol… Kimi için yalnızca bir oyun, kimi için bir tutku, kimi içinse hayatın ta kendisi. Ama bir şey var ki futbol yalnızca sahada oynanan 90 dakikadan ibaret değildir. Takım ruhu, disiplin, ahlak ve düzenli çalışma olmadan başarı da bir anlam taşımaz.Ancak bazen öyle olaylar yaşanır ki, futbolun o büyülü dünyasının kirlenmesine tanık oluruz. İddaya göre Balıkesirspor’un altyapısında bir antrenör Roman kimliği yüzünden bir kaç sporcu velisi tarafından ırkçı söylemlere maruz kalmış<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/">.</a></p>
<p>Ferhat Doğrubasan, eğitimini spor öğretmenliği üzerine tamamlamış, UEFA A lisanslı bir antrenör. Balıkesirspor altyapısında genç yetenekler yetiştirmiş bir isim. Sporcuların büyük bir kısmı ve velileri kendisinden memnunken, yalnızca iki velinin şikâyeti üzerine görevden alınması, bu işin içinde başka şeyler olduğunu düşündürtüyor insana.Diğer sporcu velilerinin anlattığına göre,Ferhat Hoca, disipline önem veren, spor ahlakını her şeyin önüne koyan bir antrenördü. Ancak disiplinsiz davranışlar sergileyen iki sporcuyu yeterli bulmadı.</p>
<p>Bunun üzerine sporcuların aileleri, konuyu teknik yeterlilik üzerinden değil, hocanın etnik kimliği üzerinden gündeme getirdi. Roman kimliğine sahip Ferhat Hoca, ırkçı söylemlerle karşı karşıya kaldı ve kulüp, onu savunmak yerine, sessiz kalarak görevden aldı. Dahası, yerine getirdikleri kişinin yeterlilik açısından Ferhat Hoca’dan geride olduğu iddia edilmektedir. Bu noktada sorulması gereken kritik sorular var:İddialar doğruysa kulüp, altyapıyı yöneten antrenörlerinin liyakatine mi bakıyor<a href="https://www.joppa.org/" rel="noopener">?,</a> yoksa etnik kimliği mi ön planda tutuyor? Sporcuların disiplin ve ahlak kurallarına uyması gerektiğini savunan bir antrenör neden iki velinin dilekçesiyle bir anda saf dışı bırakılıyor?</p>
<p>İddalar doğru ise Ferhat Doğrubasan’a yapılan bu eylem, altyapıdaki diğer antrenörlere ve sporculara nasıl bir mesaj veriyor?Futbol, adaletin, emeğin ve eşitliğin sahaya yansımasıdır. Ancak Balıkesirspor’da yaşanan bu olay doğru ise bize futbolun bir spor olmaktan çıkıp, bir işletme mantığıyla yönetildiğini, başarının ise adaletin önüne geçtiğini gösteriyor. Oysa başarı sadece maç kazanmak değildir; ahlak, disiplin ve emek olmadan gelen her başarı sahte bir tabeladan ibarettir. Bu iddialar doğru ise ve yarın benzer bir durum yaşandığında Balıkesirspor yine aynı yerde mi duracak? Bu sorunun cevabı sadece Balıkesirspor için değil, tüm futbol camiası için bir sınavdır .Eğer bu iddialar doğru ise futbolun ruhunu koruyamayız.Onu sadece bir “işletme” olarak görmeye başlarsak geriye ne kalır? İşte asıl mesele budur. Eğer bu olayda gerçeklik payı varsa bırakın bir spor adamını her bir insan için onur kırıcıdır. Ey spor yöneticileri, futbolun ruhunu öldürmeyin! Çünkü futbol, sadece topun ağlarla buluşması değil, insanlığın da sahada adil bir şekilde temsil edilmesidir.</p></blockquote>
<p><strong>YAZAR:</strong> Eyüp DEMİREZEN</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/balikesirsporda-neler-oluyor-97391/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/10/Eyup-Demirezen.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>Toplumsal matematik</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/toplumsal-matematik-96814/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/toplumsal-matematik-96814/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Feb 2025 07:45:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=96814</guid>

					<description><![CDATA[Bir yönetici, toplumu yönetirken matematiksel düşünebilir mi? Elbette. Ancak bu matematik, basit bir denklem gibi işlemiyor. Toplumu yönetmek, herkes için aynı formülü uygulamak demek değildir. Çünkü toplum, sayılardan değil, duygulardan, geçmişten, kültürden ve hikâyelerden oluşur. Eğer yöneticiler herkesi aynı kefeye koyarsa, kimi zaman adaletin yerini adaletsizlik alır. Düşünün, bir kasabanın tek okuluna iki öğrenci gelir. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yönetici, toplumu yönetirken matematiksel düşünebilir mi? Elbette. Ancak bu matematik, basit bir denklem gibi işlemiyor. Toplumu yönetmek, herkes için aynı formülü uygulamak demek değildir. Çünkü toplum, sayılardan değil, duygulardan, geçmişten, kültürden ve hikâyelerden oluşur. Eğer yöneticiler herkesi aynı kefeye koyarsa, kimi zaman adaletin yerini adaletsizlik alır<a href="https://www.911sar.org.tr/" rel="noopener">.</a></p>
<p>Düşünün, bir kasabanın tek okuluna iki öğrenci gelir. Biri varlıklı bir ailenin çocuğudur, her sabah kahvaltısını yapmış, sırtında yeni çantasıyla gelir. Diğeri ise yıpranmış ayakkabılarıyla, aç karnına sırasına oturur. Eğer öğretmen ikisine de “Aynı şartlardasınız, aynı sınavdan aynı başarıyı bekliyorum” derse, bu adil olur mu? Oysa gerçek adalet, dezavantajlı çocuğa destek olmayı, onun yarışa geriden başlamasını görmezden gelmemeyi gerektirir<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/gonen-belediyesinde-karla-mucadele-96730/">.</a></p>
<p>Ya da bir belediye düşünelim. Şehir merkezindeki yollar, parklar düzenlenirken, şehrin kıyısında yaşayan yaşlı, engelli ya da ekonomik olarak zor durumda olan insanlar unutulursa, yönetimin matematiği eksik kalmaz mı? “Herkese eşit hizmet veriyoruz” demek, herkese adil hizmet verildiği anlamına gelmez. Çünkü bazılarının ayağa kalkmak için ek bir desteğe ihtiyacı vardır<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/">.</a></p>
<p>Liyakat sahibi bir yönetici, toplumun farklı kesimlerini analiz edebilmeli, kimin nerede zorlandığını görebilmeli ve buna göre kararlar almalıdır. Eğer yönetim, yalnızca kuru bir matematikle ilerlerse, insan unsuru kaybolur, toplumun dezavantajlı kesimleri için hayat daha da zorlaşır. O yüzden yöneticiler, yalnızca sayıları değil, insanların hikâyelerini de bilmeli. Çünkü insanı anlamayan bir yönetim, eksik bir yönetimdir<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/istikbal-goklerdedir-turk-hava-96591/">.</a></p>
<p><strong>YAZAR:</strong> Eyüp DEMİREZEN</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/toplumsal-matematik-96814/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/10/Eyup-Demirezen.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>İstikbal Göklerdedir: Türk Hava Kurumu’nun 100. Yılı</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/istikbal-goklerdedir-turk-hava-96591/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/istikbal-goklerdedir-turk-hava-96591/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Feb 2025 13:11:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[istikbal]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Hava Kurumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=96591</guid>

					<description><![CDATA[Bir milletin ufkunu gökyüzüyle çizen bir lider… Ve o liderin izinden yürüyen, gökyüzünü vatan bilen bir kurum… İşte bugün, tam bir asrı geride bırakan Türk Hava Kurumu, sadece havacılığın değil, bir milletin ideallerinin de kanatlandığı yerdir. Mustafa Kemal Atatürk, 1925 yılında daha dünya havacılığın ne olduğunu tam anlamıyla kavrayamamışken, “İstikbal göklerdedir” diyerek bir vizyon koydu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir milletin ufkunu gökyüzüyle çizen bir lider… Ve o liderin izinden yürüyen, gökyüzünü vatan bilen bir kurum… İşte bugün, tam bir asrı geride bırakan Türk Hava Kurumu, sadece havacılığın değil, bir milletin ideallerinin de kanatlandığı yerdir<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/">.</a></p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk, 1925 yılında daha dünya havacılığın ne olduğunu tam anlamıyla kavrayamamışken, “İstikbal göklerdedir” diyerek bir vizyon koydu ortaya. O günlerde bir avuç insan, ellerindeki sınırlı imkânlarla gökyüzüne bakıyor, bu ülkenin semalarında kendi uçaklarını görmek istiyordu. İşte Türk Tayyare Cemiyeti, bugünkü adıyla Türk Hava Kurumu, tam da bu hayalin üzerine kuruldu. Amaç yalnızca uçmak değil, bu millete gökyüzünde de bir yer açmaktı<a href="https://www.website.com/?source=SC" rel="noopener">.</a></p>
<p>Yıllar geçti, imkânsız denilen işler başarıldı. Göklerin bu millete ait olduğunu göstermek için uçak fabrikaları kuruldu, pilotlar yetiştirildi, halktan gelen bağışlarla alınan uçaklar gökyüzüne süzüldü. Bir millet, toprağı kadar göğünü de sahiplendi<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/uyusturucu-saticisi-narkotik-ekip-96581/">.</a> THK, yalnızca bir kurum değil, bir kültürdü artık<a href="https://bandirma.meb.gov.tr/" rel="noopener">.</a></p>
<p>Bugün 100. yılına ulaşan Türk Hava Kurumu, Atatürk’ün emanet ettiği bu büyük mirası taşıyor. O miras ki yalnızca havacılıkla sınırlı değil; vatan sevgisi, ileri görüşlülük ve bilimle yoğrulmuş bir inançtır.</p>
<p>Bu yazıyı kaleme alırken bir şey daha fark ediyorum: Türk Hava Kurumu’nun tarihi, aslında Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihidir. Çünkü her ikisi de aynı idealin peşindedir—bağımsız, güçlü ve göğe yükselen bir Türkiye…</p>
<p>İyi ki varsın Türk Hava Kurumu! Nice 100 yıllara…</p>
<p><strong>YAZAR:</strong> Eyüp DEMİREZEN</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/istikbal-goklerdedir-turk-hava-96591/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/10/Eyup-Demirezen.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>Salahiyet ve inisiyatif</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/salahiyet-ve-inisiyatif-96576/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/salahiyet-ve-inisiyatif-96576/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Feb 2025 17:51:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[insiyatif]]></category>
		<category><![CDATA[salahiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=96576</guid>

					<description><![CDATA[Her gün karşımıza küçük veya büyük kararlar çıkar. Kimi kararlar yalnızca bizi etkiler, kimi kararlar ise bir şehri, bir ülkeyi, hatta bir nesli şekillendirir. Peki, bu kararları kim verir? Yetkisi olanlar mı, yoksa inisiyatif alabilenler mi? Bir köprü yıllardır bakımsızdır, raporlar hazırlanmış ama kimse imza atmaktan çekinmiştir. Sonunda köprü çöker. Kazadan sonra herkes birbirine sorar: [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her gün karşımıza küçük veya büyük kararlar çıkar. Kimi kararlar yalnızca bizi etkiler, kimi kararlar ise bir şehri, bir ülkeyi, hatta bir nesli şekillendirir. Peki, bu kararları kim verir? Yetkisi olanlar mı, yoksa inisiyatif alabilenler mi?</p>
<p>Bir köprü yıllardır bakımsızdır, raporlar hazırlanmış ama kimse imza atmaktan çekinmiştir. Sonunda köprü çöker. Kazadan sonra herkes birbirine sorar: “Neden zamanında önlem alınmadı?” Ama kimse, “Ben inisiyatif almalıydım” demez.</p>
<p>Başka bir yerde, bir okulun çatısı akıyordur. Müdür, &#8220;Bütçeyi bekleyelim&#8221; diyerek işin ertelenmesini kabul eder. Ancak bir gün yağmur tavanı çökertir. Aynı durumdaki bir başka okulda ise farklı bir müdür, &#8220;Bekleyemeyiz&#8221; diyerek kendi imkanlarıyla çatı onarımını yaptırmıştır<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/kayacik-intiharmi-silahli-saldir-96565/">.</a></p>
<p>Farkı yaratan şey, yalnızca yetki değil, inisiyatif alabilme cesaretidir<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/">.</a></p>
<h4>Yetki ve İnisiyatif Arasındaki İnce Çizgi</h4>
<p>Yetki, bir imza hakkı, bir karar merci olmak demektir. Ama tek başına yetki, bir sorunu çözmeye yetmez. Yetkinin yanında inisiyatif alınmazsa, süreçler uzar, krizler derinleşir ve sonuçta iş işten geçer.</p>
<p>Öte yandan, aşırı inisiyatif, yetkinin dışına çıkıldığında bir karmaşaya yol açabilir. Bir projede herkes kendi bildiğini okursa, kaos kaçınılmaz olur. Önemli olan, yetkiyle inisiyatifi dengeli bir şekilde kullanabilmektir<a href="https://www.dhagpo.org/" rel="noopener">.</a></p>
<p>Bazı insanlar koltuklarında oturup talimat beklerken, bazıları ellerini taşın altına koyar ve harekete geçer. Tarih boyunca büyük başarıların ardında, doğru zamanda inisiyatif alabilen insanların olduğunu görürüz. Ama aynı şekilde, büyük felaketlerin ardında da yetkisini kullanmaktan çekinen, sorumluluk almayan kişilerin izleri vardır<a href="https://www.joppa.org/" rel="noopener">.</a></p>
<p>“Benden Büyükler Var” Sendromu</p>
<p>Pek çok insan, &#8220;Ben kimim ki böyle bir karar alayım?&#8221; diyerek geri çekilir. &#8220;Benden büyükler var, onlar düşünsün&#8221; diye bekler. Ama o &#8220;büyükler&#8221; de bazen sorumluluğu üstlenmez. Böylece zincirleme bir atalet başlar.</p>
<p>Oysa bazen inisiyatif almak, büyük bir fark yaratabilir. Bir itfaiye eri, talimat beklemek yerine bir binaya dalıp bir çocuğu kurtardığında… Bir doktor, prosedürleri beklemeden hayati bir müdahale yaptığında… Bir mühendis, yönetmeliklerin eksik kaldığını görüp, daha güvenli bir tasarım önerdiğinde…</p>
<p>Bu insanlar, yetkiyi aşmadan ama inisiyatif kullanarak harekete geçmiştir.</p>
<p>Karar Anı: Korku mu, Cesaret mi?</p>
<p>Gerçek şu ki, her kritik anda iki seçenek vardır: Ya bekleyip sürecin bizi sürüklemesine izin veririz ya da cesurca inisiyatif alarak olayların akışını değiştiririz.</p>
<p>Bir şehirde eskiyen altyapıyı onarmak yerine “Şimdilik idare eder” diyenler, günü kurtarır ama geleceği tehlikeye atar. Oysa, &#8220;Bu işi şimdi yapmalıyız&#8221; diyenler, belki eleştiri alır, belki zorlanır ama sonunda felaketi önlemiş olur.</p>
<p>Yetki ve inisiyatif dengesi, ancak sorumluluk bilinciyle sağlanabilir. Çünkü bazen en büyük hata, hiçbir şey yapmamaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/salahiyet-ve-inisiyatif-96576/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/10/Eyup-Demirezen.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>Değişim Dedik, Hayal Kırıklığı Oldu</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/degisim-dedik-hayal-kirikligi-oldu-96022/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/degisim-dedik-hayal-kirikligi-oldu-96022/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Jan 2025 10:31:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[değişim]]></category>
		<category><![CDATA[hayal]]></category>
		<category><![CDATA[kırıklık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=96022</guid>

					<description><![CDATA[Yıllarca bekledik. &#8220;Aynı partiden olursa işler hızlanır&#8221; dedik. &#8220;Halkçı belediyecilik gelecek&#8221; dedik. CHP Büyükşehir&#8217;i aldı ama ne değişti? Önceden &#8220;AK Parti belediyeciliği kötü yönetiyor&#8221; diyorduk. Ama şimdi dönüp bakıyoruz ve diyoruz ki: Meğer biz hizmetin değerini bilmiyormuşuz! Seçim döneminde dillerinden düşmeyen &#8220;liyakat&#8221; nerede? Belediyeye atanan kadrolara bakıyoruz, işin ehli olanlar değil, partililer doldurulmuş. Oysa biz [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllarca bekledik. &#8220;Aynı partiden olursa işler hızlanır&#8221; dedik. &#8220;Halkçı belediyecilik gelecek&#8221; dedik. CHP Büyükşehir&#8217;i aldı ama ne değişti?</p>
<p>Önceden &#8220;AK Parti belediyeciliği kötü yönetiyor&#8221; diyorduk. Ama şimdi dönüp bakıyoruz ve diyoruz ki: Meğer biz hizmetin değerini bilmiyormuşuz!</p>
<p>Seçim döneminde dillerinden düşmeyen &#8220;liyakat&#8221; nerede? Belediyeye atanan kadrolara bakıyoruz, işin ehli olanlar değil, partililer doldurulmuş. Oysa biz torpil değil, liyakat istemiştik!</p>
<p>Şehirde trafik sorunu büyüyor, yolların hali ortada. Belediye halkın içine inmiyor, kararlar kapalı kapılar ardında alınıyor. Yapılan hizmetlerin kalitesi düştü, projeler ilerlemiyor. Önceki dönemde her şey mükemmel miydi? Hayır. Ama iş yapılıyordu! Şimdi ise sadece mazeret üretiliyor<a href="https://www.kariyer.net/" rel="noopener">.</a></p>
<p>En büyük hayallerimizden biri kültür ve sanattı. Yıllarca AK Parti’yi bu konuda eleştirdik: “Sanata değer verilmiyor, etkinlikler zayıf” dedik ama bir yandan projelerimiz destekleniyordu,bizi eleştiriyorsun sana destek vermeyiz denmiyordu Yoğunuz denmiyor nasıl çözeriz diye elli kişi arıyordu. CHP gelince şehrin bir kültür merkezi olacağını düşündük. Tiyatrolar, festivaller, konserler… Daha önce hayal ettiğimiz ne varsa gerçek olacaktı! Ama ne gördük? Koca bir boşluk. Kültür ve sanat konusunda bir patlama beklerken, adeta sessizlikle karşılaştık<a href="https://www.bandirma.bel.tr" rel="noopener">.</a></p>
<p>Sanatçılar desteklenmiyor, yeni projeler üretilmiyor, etkinlikler ise ancak göstermelik bir seviyede. Oysa biz kültür ve sanatın halkla buluşmasını, her mahalleye yayılmasını hayal etmiştik. Ama anladık ki, sanata verilen değer, partiler üstü bir meseleymiş ve CHP de bu konuda sınıfta kaldı<a href="https://www.dhagpo.org/" rel="noopener">.</a></p>
<p>Biz sandığa giderken gerçekten belediyeyi mi değiştirmek istiyorduk, yoksa sadece rozetleri mi? Eğer hizmetin değerini anlamak için bu kadar hayal kırıklığı gerekiyorsa, o zaman büyük bir hata yapmışız demektir. Sadece isimler değişince, şehirde hiçbir şeyin değişmediğini çok acı bir şekilde öğrendik<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/">.</a></p>
<p><strong>YAZAR:</strong> Eyüp DEMİREZEN</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/degisim-dedik-hayal-kirikligi-oldu-96022/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/10/Eyup-Demirezen.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>Biz de Yoğunuz</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/biz-de-yogunuz-95868/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/biz-de-yogunuz-95868/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Jan 2025 16:31:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[biz]]></category>
		<category><![CDATA[yoğunuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=95868</guid>

					<description><![CDATA[Balıkesir BüyüşehirBelediyesine bir otobüs için gittik. Sadece bir otobüs! Çocuklarımız Uludağ’ı görsün istedik, biraz karla oynasınlar, hayatlarında bir an olsun beyaz hayaller belirsin diye. Ama belediye dedi ki: “Yoğunuz.” Yoğun musunuz? Peki&#8230; Biz de yoğunuz! Eğitimde Yoğunuz Biz, okul yoluna ayakkabısının delik tabanıyla düşen Ali’nin gözyaşında yoğunuz. Okulda arkadaşlarına utanarak, eski kıyafetini gizlemeye çalışan Ayşe’nin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Balıkesir BüyüşehirBelediyesine bir otobüs için gittik. Sadece bir otobüs! Çocuklarımız Uludağ’ı görsün istedik, biraz karla oynasınlar, hayatlarında bir an olsun beyaz hayaller belirsin diye<a href="https://www.imdb.com/" rel="noopener">.</a></p>
<p>Ama belediye dedi ki: “Yoğunuz<a href="https://www.dhagpo.org/" rel="noopener">.</a>”</p>
<p>Yoğun musunuz? Peki&#8230; Biz de yoğunuz!</p>
<h2>Eğitimde Yoğunuz</h2>
<p>Biz, okul yoluna ayakkabısının delik tabanıyla düşen Ali’nin gözyaşında yoğunuz.</p>
<p>Okulda arkadaşlarına utanarak, eski kıyafetini gizlemeye çalışan Ayşe’nin yüreğinde yoğunuz.</p>
<p>Siz ise yeni projelerinize yetişemezsiniz, çünkü biz okul sırasına oturmak yerine mendil satan çocukların öfkesinde yoğunuz.</p>
<h3>Açlıkta Yoğunuz</h3>
<p>Biz, annesi pazardan bir kilo patatesle dönen Mehmet’in akşam ne yiyeceğim diye sorduğu soruda yoğunuz.</p>
<p>Bir tas çorbayı üç kardeşiyle paylaşan Zeynep’in midesinde yoğunuz.</p>
<p>Siz lüks açılış davetlerinize yetişirken, biz bir lokma ekmek bulamayan çocukların sessiz isyanında yoğunuz<a href="https://www.kariyer.net/" rel="noopener">.</a></p>
<h3>Barınmada Yoğunuz</h3>
<p>Biz, kışın yağmur damlalarının tavanlardan süzüldüğü rutubet kokulu evlerde yoğunuz<a href="https://www.bandirma.bel.tr" rel="noopener">.</a></p>
<p>Küçük bir sobayla beş kişi ısınmaya çalışan, battaniyelere sarılı bir ailede yoğunuz.</p>
<p>Siz asfalt dökerken alkış toplarsınız, biz çürük evlerde hayata tutunmaya çalışan bedenlerde yoğunuz<a href="https://www.bandirma.edu.tr/" rel="noopener">.</a></p>
<h3>Uyuşturucuda Yoğunuz</h3>
<p>Biz, sokak başında bir şırıngayla geleceğini yok eden gencin bedeninde yoğunuz.</p>
<p>Sabaha kadar oğlunun dönmesini bekleyen annenin çaresiz duasında yoğunuz.</p>
<p>Siz güvenlik kameralarını kontrol edersiniz, biz kaybolmuş gençlerin karanlığında yoğunuz.</p>
<p>Erken Yaşta Evlilikte Yoğunuz</p>
<p>Biz, çocuk yaşta zorla gelin edilen, oyuncak bebek yerine kucağında gerçek bebek taşıyan Fatma’nın korkusunda yoğunuz<a href="https://yandex.com.tr" rel="noopener">.</a></p>
<p>On dört yaşında bir düğün masasında gözyaşlarını gizlemeye çalışan çocuk gelinlerde yoğunuz.</p>
<p>Siz eşitlik naraları atarsınız, biz çocukluğu ellerinden alınmış kızların kaderinde yoğunuz.</p>
<h4>Ayrımcılıkta Yoğunuz</h4>
<p>Biz, “Sizden adam olmaz!” diyenlerin her cümlesinde yoğunuz<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/?s=bal%C4%B1kesir">.</a></p>
<p>Kendi elleriyle yaptığı tezgâhta “Buradan almayın” diye uzaklaşan gözlerde yoğunuz.</p>
<p>Siz konferans salonlarında nutuklar atarken, biz pazarlarda yok sayılan hayatlarda yoğunuz.</p>
<h4>Umutsuzlukta Yoğunuz</h4>
<p>Siz ne kadar yoğun olursanız olun, biz bu çocukların gülüşlerinde yoğunuz<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/">.</a></p>
<p>Siz ne kadar koşarsanız koşun, biz yorgun düşmüş bir mahallenin ağıtında yoğunuz.</p>
<p>Bir otobüs istedik. Biz, hayatın sırtımıza yüklediği bu taşların altında ezilirken, sadece bir otobüs&#8230;</p>
<p>Ama siz “Yoğunuz” dediniz. Peki, unutmayın: Biz bu mahallenin çığlıklarında yoğunuz.</p>
<p>Ve bir gün… Bu yoğunluk, sizin sessizliğinizi boğacak.</p>
<p><strong>YAZAR:</strong> Eyüp DEMİREZEN</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/biz-de-yogunuz-95868/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/09/Eyup-Demirezen-5.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>Dezavantajlı Mahallelerin Çocuklarına Bir Şans Verelim&#8221;</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/mahallelerin-cocuklarina-bir-sans-95822/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/mahallelerin-cocuklarina-bir-sans-95822/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Jan 2025 08:54:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[dezavantaj]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[şans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=95822</guid>

					<description><![CDATA[Bir çocuğun geleceği, yaşadığı mahallenin sınırları kadar dar olmamalı. Ancak, dezavantajlı mahallelerde büyüyen çocuklar için bu sınırlar gerçek birer duvar gibi önlerinde duruyor. Fakirlik, eşitsizlik ve fırsat yoksunluğu onların hayallerini erken yaşta hapsediyor. Peki, biz bu duvarları yıkmak için ne yapıyoruz? Sokak aralarında top koşturan bir çocuğu düşünün. Belki o çocuk, bir futbol yıldızı olabilecek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir çocuğun geleceği, yaşadığı mahallenin sınırları kadar dar olmamalı. Ancak, dezavantajlı mahallelerde büyüyen çocuklar için bu sınırlar gerçek birer duvar gibi önlerinde duruyor. Fakirlik, eşitsizlik ve fırsat yoksunluğu onların hayallerini erken yaşta hapsediyor. Peki, biz bu duvarları yıkmak için ne yapıyoruz?</p>
<p>Sokak aralarında top koşturan bir çocuğu düşünün. Belki o çocuk, bir futbol yıldızı olabilecek yeteneğe sahip. Ya da kömürle duvarlara resim çizen bir başka çocuk, sanat dünyasına damga vuracak bir ressam olabilirdi. Ama ne yazık ki, bu çocukların potansiyelleri, onlara sunulan imkânsızlıklar içinde kaybolup gidiyor.</p>
<p>Sosyal, ekonomik, kültürel, sanatsal ve sportif destekler, bu mahallelerde yaşayan çocuklar için bir lüks değil, bir ihtiyaçtır. Çünkü bu tür destekler sadece bireysel hayatları değil, toplumun genelini de etkiler. Dezavantajlı mahallelerde yaşayan çocuklara bu alanlarda fırsat eşitliği sunmak, toplumsal refahı artırmak, suç oranlarını düşürmek ve yarının umut dolu bireylerini yetiştirmek için hayati bir adımdır.</p>
<p>Bir düşünün: Spor salonları, sadece fiziksel bir alan değil, aynı zamanda bir disiplin ve özgüven kaynağıdır. Mahallelerde açılacak sanat atölyeleri, çocukların hayal gücünü geliştirmesine, yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olur. Kültürel etkinlikler, çocuklara farklı dünyaları tanıma fırsatı verir, empati ve anlayış yeteneklerini artırır. Eğitim destek merkezleri ise onların akademik başarılarını artırarak, daha iyi bir geleceğe ulaşmalarına yardımcı olur.</p>
<p>Bu desteklerin sonuçları ise sadece çocukları değil, toplumun tüm kesimlerini etkiler. Dezavantajlı mahallelerde hayata geçirilen bu tür projeler, suç oranlarını düşürür, sosyal uyumu artırır ve toplumdaki ekonomik eşitsizliği azaltır. Bu çocukların yeteneklerini ve potansiyellerini keşfetmeleri, toplumun genelinde daha üretken, yaratıcı ve başarılı bireyler anlamına gelir.</p>
<p>Peki, bunu neden yapmıyoruz? Belki de sorun, bu tür girişimlerin yeterince “gösterişli” olmaması. Büyük yollar, devasa projeler toplum gözünde daha çok yer kaplıyor. Ancak, bir çocuğun hayatını değiştirecek bir sanat atölyesi ya da spor salonu, bazen yüz milyonlarca dolarlık projelerden daha büyük bir fark yaratabilir.</p>
<p>YAZAR: Eyüp DEMİREZEN</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/mahallelerin-cocuklarina-bir-sans-95822/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/10/Eyup-Demirezen.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>Ölüyoruz&#8230;!</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/oluyoruz-95800/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/oluyoruz-95800/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jan 2025 21:24:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Eyüp DEMİREZEN]]></category>
		<category><![CDATA[ölüyoruz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=95800</guid>

					<description><![CDATA[Ölüm… Ne kadar eski, ne kadar tanıdık bir kelime. İnsanlık var olduğundan beri peşimizde. Antik çağlardan günümüze kadar her kültür, ölümün karşısında bir anlam aradı. Kimimiz ölüm sonrası yaşam için mezarlarımızı süsledik, kimimiz onu bir son değil, bir başlangıç olarak gördük. Ama her ne şekilde anlamlandırırsak anlamlandıralım, ölüm hep kaçınılmazdı. Öyle olması gerekiyordu. &#160; Ama [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ölüm… Ne kadar eski, ne kadar tanıdık bir kelime. İnsanlık var olduğundan beri peşimizde. Antik çağlardan günümüze kadar her kültür, ölümün karşısında bir anlam aradı. Kimimiz ölüm sonrası yaşam için mezarlarımızı süsledik, kimimiz onu bir son değil, bir başlangıç olarak gördük. Ama her ne şekilde anlamlandırırsak anlamlandıralım, ölüm hep kaçınılmazdı. Öyle olması gerekiyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ama şimdi, modern dünyada, ölüm sadece kaçınılmaz değil. Artık ölüm, ihmallerin, çıkarların ve kayıtsızlığın bir sonucu. Ölüm, bizim seçimlerimizle zamansız hale geliyor. Bir düşünün…</p>
<p>Dün Bolu&#8217;daki otel yangını… İnsanlar güvenli bir tatil yapmayı hak etmiyor muydu? Ama maliyet düşük olsun diye yanıcı malzemelerle yapılan bir cephe,hala olup olmadıgı belli olmayan yangın merdiveni,yangın uyarıcıları,söndürücüler&#8230;Onlarca insan gecenin yarısında öldü. O insanların ölümü, bir doğa yasasının değil, insan bencilliğinin eseriydi. Malesef basınımız öyle laçka hale gelmişki (sözde bir düzine kanun ve düzenleme yapıldı) doğru ve gerçek haber yapmak imkansız hale geliyor. Kopyala yapıştır haberciliğinin sonucu bu. Aklımızın köşesinden acaba ölü sayısı doğrumu diye geçiyor .</p>
<p>Soma maden faciası&#8230; O işçiler gerçekten ölmeli miydi? Yerin yüzlerce metre altında, basit bir güvenlik önlemi alınmadığı için hayatlarını kaybettiler. Bu onların kaderi miydi, yoksa bizim ihmalkârlığımız mı?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ve biz, toplum olarak… Ne yapıyoruz? Birkaç gün öfkeleniyoruz, birkaç gün üzülüyoruz. Belki sosyal medyada birkaç paylaşım yapıyoruz. Ama sonra her şey unutuluyor. Ölüm, bir istatistiğe dönüşüyor; insanlar rakam oluyor. Soma’da “301 şehit” diyoruz mesela. Ama o 301’in her biri bir hayat, bir hikâye. Arkalarında aileler, yarım kalmış hayaller var. Bizse sadece sayılarla konuşuyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kabul ediyorum, ölümden kaçamayız. Doğa yasasıdır bu. İnsan doğar, büyür ve ölür. Ama doğa yasasını kabullenmek başka, insan eliyle yazılan trajedilere boyun eğmek başka. Biz ikinciyi yapıyoruz. Kuralları eksik bırakıyor, denetimleri gevşetiyor, “masrafları azaltalım” derken insan hayatını hiçe sayıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sahi, vicdanlarımız bu kadar sessiz kalabilir mi? Bir insanın canı bu kadar mı değersiz olur? Belki de sorun bu; ölümle ilgili ritüellerimiz var ama ölenlere karşı gerçek bir sorumluluk duygumuz yok. Oysa her ölüm, bize bir şey hatırlatmalı: Bizim bu dünyadaki yerimizi, sorumluluğumuzu. İnsan olmak, sadece yaşamak değil; başkasının yaşam hakkını da korumaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ama ne yapıyoruz? Ölümleri normalleştiriyoruz. Siyasetçiler sorumluluğu birbirine atıyor, medya birkaç gün gündem yapıp sonra unutuyor. Toplum olarak biz de unutuyoruz. Sanki unutmak, olanları hiç yaşanmamış gibi gösterecek. Ama göstermez. Her unutulan ölüm, bizim insanlığımızdan bir parça koparır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Peki, bundan sonra ne olacak? Bugün sessiz kaldığımız ölümler, yarın bizim kapımıza geldiğinde ne yapacağız? Bu soruyu kendimize sormaktan ne kadar kaçabiliriz? Çünkü her ölüm, sorulmamış bir sorunun cevabıdır: “Kim suçlu?” Ve bazen, bu sorunun yanıtı aynada gördüğümüz yüzdür.</p>
<ul>
<li>YAZAR: Eyüp DEMİREZEN</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/oluyoruz-95800/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/10/Eyup-Demirezen.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>Tasarruf Ederken</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/tasarruf-ederken-95577/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/tasarruf-ederken-95577/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Jan 2025 10:31:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[tasarruf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=95577</guid>

					<description><![CDATA[Tasarruf, modern dünyanın büyülü kelimesi&#8230; Ekonomik krizlerin gölgesinde, kaynakları daha verimli kullanmak, harcamaları kısarak geleceği güvence altına almak kulağa ne kadar mantıklı geliyor değil mi? Ancak bazı tasarruflar var ki, ileride ödenecek bedeli o anda fark edemeyiz. İşte bu, hem bireysel hem toplumsal olarak karşılaşabileceğimiz en büyük tuzaklardan biridir. Bir köy düşünelim&#8230; Belediye, kısa vadeli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tasarruf, modern dünyanın büyülü kelimesi&#8230; Ekonomik krizlerin gölgesinde, kaynakları daha verimli kullanmak, harcamaları kısarak geleceği güvence altına almak kulağa ne kadar mantıklı geliyor değil mi?</p>
<p>Ancak bazı tasarruflar var ki, ileride ödenecek bedeli o anda fark edemeyiz. İşte bu, hem bireysel hem toplumsal olarak karşılaşabileceğimiz en büyük tuzaklardan biridir<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/">.</a></p>
<p>Bir köy düşünelim&#8230; Belediye, kısa vadeli mali tasarruf yapma amacıyla köyün okulundaki bakım-onarım işlerini ertelemiş. Çatı akıyor, sınıfın duvarları neredeyse çürümüş<a href="https://fal63.org/" rel="noopener">.</a> Çocuklar eğitimlerini sağlıklı bir ortamda alamıyorlar. Çatı birkaç yıl sonra tamamen çöküyor, büyük bir tadilat gerekiyor ve bu tadilat, başlangıçtaki küçük bir onarım maliyetinin on katına çıkıyor. O sırada bu köyden çıkan çocukların eğitim seviyesi düşmüş, hayata bir adım geriden başlamışlar. Tasarruf edildi mi? Evet<a href="https://www.dhagpo.org/" rel="noopener">.</a> Peki, karşılığı? Geleceğin heba edilmesi&#8230;</p>
<p>Bir başka örnek: Sağlık sektöründen. Hastanelerde tasarruf amacıyla hemşirelerin sayısını azaltan bir yönetim düşünün. Az sayıda çalışan, daha fazla yük ve yorgunluk demektir<a href="https://bandirma.meb.gov.tr/" rel="noopener">.</a></p>
<p>Bunun sonucunda gözden kaçan bir detay, bir hastanın hayatına mal olabilir. “Tasarruf yaptık” derken, kaybedilen bir hayat ve artan tazminat davaları&#8230; Hangi maliyet daha büyük?</p>
<p>Depremleri hatırlayalım. Binaların sağlam temeller üzerine inşa edilmesi gerektiğini biliriz ama bazı müteahhitler, &#8220;maliyetleri azaltmak&#8221; adına çimento ve demirden çalar. O binalar ilk sallantıda yıkıldığında, tasarruf edilen o birkaç kuruşun bedeli binlerce can olur. İşte bu noktada tasarruf kelimesi, vicdanlarımızda derin bir yara açar.</p>
<p>Bu yalnızca toplumsal değil, bireysel düzeyde de karşımıza çıkar. Bir anne, ev ekonomisini dengelemek adına çocuğunun sağlıklı beslenmesinden kısarsa, o çocuk ileride sağlık sorunlarıyla boğuşabilir. Bir iş insanı, çalışanlarının eğitimine yatırım yapmaktan kaçınırsa, iş yerinde verimsizlikle karşılaşır.</p>
<p>Tasarruf, eğer bilinçsizce ve sadece kısa vadeli kazançlar gözetilerek yapılırsa, geleceği ipotek altına alır. Oysa sürdürülebilir bir tasarruf anlayışı, uzun vadeli bir vizyon gerektirir. Kaynaklarımızı doğru yerde ve doğru şekilde kullanmayı öğrenmeliyiz.</p>
<p>Sonuçta unutmamalıyız ki, tasarruf adı altında gözden çıkardığımız her şey, bir gün karşımıza çok daha büyük bir fatura olarak dönebilir. Ve o gün geldiğinde, bu bedelin yalnızca maddi değil, manevi bir karşılığı da olacaktır. Çünkü bazen “tasarruf” sandığımız şey, aslında geleceğe yapılan en büyük ihanet olabilir.</p>
<p>Siz tasarruf ederken, geleceği kaybetmemeye dikkat edin. Çünkü her kazancın bir bedeli, her tasarrufun bir riski vardır. Önemli olan, bu dengeyi kurabilmek ve gerçek maliyetin farkında olabilmektir.</p>
<p>YAZAR: Eyüp DEMİREZEN</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/tasarruf-ederken-95577/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/10/Eyup-Demirezen.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>Festival</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/festival-60853/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/festival-60853/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Oct 2024 22:03:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=60853</guid>

					<description><![CDATA[Bu yazıda festival hakkında kapsamlı bir özet ve önemli detaylar bulacaksınız. Etkinlikler ve katılım bilgileri için göz atın!**Festival: Eğlencenin ve Birlikteliğin Tadını Çıkarın** Hayat, unutulmaz anılar ve renkli deneyimlerle dolu bir yolculuktur. Bu yolculuğun en özel duraklarından biri olan festivaller, kültürel etkinliklerle dolu, müzik, dans ve eğlencenin bir araya geldiği eşsiz buluşmalardır. Festival, her yaştan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazıda festival hakkında kapsamlı bir özet ve önemli detaylar bulacaksınız. Etkinlikler ve katılım bilgileri için göz atın!**Festival: Eğlencenin ve Birlikteliğin Tadını Çıkarın**</p>
<p>Hayat, unutulmaz anılar ve renkli deneyimlerle dolu bir yolculuktur. Bu yolculuğun en özel duraklarından biri olan festivaller, kültürel etkinliklerle dolu, müzik, dans ve eğlencenin bir araya geldiği eşsiz buluşmalardır. Festival, her yaştan insanı bir araya getirerek paylaşılan mutluluk ve coşku dolu anlar sunar. Doğanın güzellikleri içerisinde, sevdiklerinizle bir arada olmanın keyfini çıkarırken, festival alanındaki atmosferin enerjisiyle kendinizi kaybedebilirsiniz. Katılabileceğiniz etkinlikler ve aktivitelerle dolu bu eşsiz deneyimi kaçırmayın! Eğlencenin doruklarına ulaşmak için festival alanında sizleri bekleyen sürprizlerle dolu bir dünyaya adım atın.</p>
<h2>Festival</h2>
<p><strong>Festival</strong>, kültürel, sanatsal ve sosyal etkinliklerin bir arada sunulduğu büyük organizasyonlardır. Genellikle belirli bir temaya sahip olan festivaller, katılımcılara farklı deneyimler sunmayı amaçlar. Müzik festivalleri, yemek festivalleri, film festivalleri ve sanat festivalleri gibi birçok farklı türü bulunmaktadır.</p>
<table>
<thead>
<tr>
<th>Festival Türü</th>
<th>Açıklama</th>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>Müzik Festivali</td>
<td>Canlı müzik performanslarının sergilendiği etkinliklerdir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Yemek Festivali</td>
<td>Farklı mutfakların tanıtıldığı, yemeklerin tadılabildiği organizasyonlardır.</td>
</tr>
<tr>
<td>Sanat Festivali</td>
<td>Sanat eserlerinin sergilendiği ve sanatçıların performans sergilediği etkinliklerdir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Film Festivali</td>
<td>Yeni filmlerin gösterildiği ve ödüller dağıtıldığı organizasyonlardır.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Hoş bir atmosferde sosyal etkileşim sağlamak ve dostluklar kurmak için harika bir fırsat sunan <strong>festival</strong> etkinlikleri, genellikle yerel halkın ve turistlerin ilgisini çeker. Katılımcılar, bu tür etkinliklerde sadece eğlenmekle kalmaz, aynı zamanda kültürel ve sanatsal değerleri de deneyimleme fırsatı bulurlar.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/festival-60853/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/09/Eyup-Demirezen-5.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>Makam mı Hizmet mi?</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/makam-mi-hizmet-mi-56084/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/makam-mi-hizmet-mi-56084/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Oct 2024 19:07:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=56084</guid>

					<description><![CDATA[Hizmet anlayışını derinlemesine inceleyerek toplumsal ihtiyaçlara odaklanmanın önemini, dürüstlük ve uzun vadeli planlamayı vurguluyoruz.Makam mı Hizmet mi? Bu soru, birçok sektörde ve toplumda tartışılan kritik bir meseledir. Günümüzde bireylerin ve kurumların önceliklerini belirlerken sıklıkla karşılaştıkları bu ikilem, sadece kişisel çıkarlar yerine toplumsal faydayı ön plana çıkarmayı gerektiriyor. Makamın sunduğu avantajlar ile hizmetin sağladığı değer arasında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hizmet anlayışını derinlemesine inceleyerek toplumsal ihtiyaçlara odaklanmanın önemini, dürüstlük ve uzun vadeli planlamayı vurguluyoruz.Makam mı Hizmet mi? Bu soru, birçok sektörde ve toplumda tartışılan kritik bir meseledir. Günümüzde bireylerin ve kurumların önceliklerini belirlerken sıklıkla karşılaştıkları bu ikilem, sadece kişisel çıkarlar yerine toplumsal faydayı ön plana çıkarmayı gerektiriyor. Makamın sunduğu avantajlar ile hizmetin sağladığı değer arasında denge kurmak, toplumun ihtiyaçlarını karşılayabilmek için hayati öneme sahip. Dürüstlük, şeffaflık ve uzun vadeli planlama gibi unsurlar, gerçek anlamda hizmet etmenin temel taşlarıdır. Bu yazıda, makam ve hizmet arasındaki farkları, toplumsal ihtiyaçları nasıl önceliklendirebileceğimizi ve hizmet odaklı bir yaklaşım benimsemenin önemini ele alacağız. Unutmayalım,         hizmet istiyorsak, ilk önce kendimizi düşünmekten vazgeçmemiz gerekiyor.</p>
<h2>Makam mı Hizmet mi?</h2>
<p>Bugünün toplumlarında sıkça karşılaşılan bir tartışma konusu olan <strong>makam mı</strong> hizmet mi, yöneticilerin ve liderlerin tutumlarını şekillendiren önemli bir olgudur. Birçok kişi, yönetimdeki başarının yalnızca elde edilen unvanlar veya makamlarla ölçülemeyeceğini savunurken, diğerleri liderliğin sağladığı otorite ve güçle özdeşleştirir. Ancak gerçek bir lider, <strong>makam</strong> sahibi olduklarında değil, yaptıkları hizmetlerle anılmalıdır. Bu hizmet anlayışı, toplumsal eşitlik ve adalet gibi önemli değerlerin ön plana çıkmasına yardımcı olur.</p>
<p>Ayrıca, bir toplumda <strong>makam</strong> ile hizmet arasındaki denge, bireylerin hak ettiği değeri bulması için kritik öneme sahiptir. Bu nedenle, toplumların ihtiyacı olan, bu dengeyi sağlamasıdır. Yapılan hizmetlerin gerçek bir fayda sağlaması ve insanların hayatlarını olumlu yönde etkilemesi önemlidir. Bununla birlikte, <strong>makam</strong> sahibi olan kişilerin bu sorumluluğu taşıması ve hizmet etme anlayışını benimsemesi gerekmektedir. Sonuç olarak, liderlerin hedefi yalnızca unvan sahibi olmak değil, aynı zamanda topluma değerli hizmetler sunmak olmalıdır.</p>
<h2>Toplumsal İhtiyaçlar Öncelikli Olur</h2>
<p>Bir toplumun gelişebilmesi ve sürdürülebilir bir yaşam standardına ulaşabilmesi için, <strong>makam mı</strong> yoksa hizmet mi anlayışının göz önünde bulundurulması son derece önemlidir. Toplumsal ihtiyaçların öncelikli hale gelmesi, bireylerin yaşam kalitesini artıran bir dizi faktörü de beraberinde getirir. Bu bağlamda, toplumsal ihtiyaçlar şunlardır:</p>
<table>
<tr>
<th>İhtiyaç</th>
<th>Açıklama</th>
</tr>
<tr>
<td>Eğitim</td>
<td>Her bireyin eğitim hakkı vardır; bu hak, toplumun bilinçlenmesi ve gelişmesi için elzemdir.</td>
</tr>
<tr>
<td>Sağlık</td>
<td>Temel sağlık hizmetlerine erişim, bir toplumun sağlıklı kalabilmesi için gereklidir.</td>
</tr>
<tr>
<td>İstihdam</td>
<td>İstihdam olanakları, bireylerin ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları için şarttır.</td>
</tr>
<tr>
<td>Güvenlik</td>
<td>Toplumun huzuru ve güvenliği, bireylerin güvenli bir ortamda yaşamasını sağlar.</td>
</tr>
<tr>
<td>Altyapı</td>
<td>Ulaşım, su, elektrik gibi altyapısal ihtiyaçların karşılanması, günlük yaşamın akışını kolaylaştırır.</td>
</tr>
</table>
<p>Toplumsal ihtiyaçların önceliklendirilmesi, toplumda birlik ve beraberliğin sağlanması açısından da kritik bir öneme sahiptir. Gerçekten insan odaklı bir yönetim anlayışı, politikalarını oluştururken bu ihtiyaçları ön planda tutmalıdır. Böylece, <strong>makam mı</strong> yoksa hizmet mi sorusunun cevabı daha net hale gelir: toplumun yararına olan hizmetler her zaman öncelikli olmalıdır.</p>
<h2>Dürüstlük ve Şeffaflık olur</h2>
<p>Dürüstlük ve şeffaflık, bir toplumda güvenin temel taşlarını oluşturur. <strong>Makam mı</strong> anlayışı, hizmet anlayışıyla birleştiğinde, insanlara daha iyi hizmet sunulmasını sağlar. Bireylerin ve toplumların ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak hareket etmek, yöneticilerin en temel sorumluluğudur.</p>
<p>Bir yönetim modelinin başarılı olması için, hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerini ön planda tutması gerekmektedir. Dürüstlük, her türlü iletişimde ve alınan kararlarda açık olmak demektir. Yönetimlerin bireyler ve topluluklarla olan ilişkilerinde bu unsurların hâkim olması, herkesin kendisini güvende hissetmesine yol açar.</p>
<p>Şeffaflık, yapılan işlerin ve harcamaların açık bir şekilde belirlenmesi, uygulamaların kamuoyuna net bir şekilde sunulması anlamına gelir. Bu sayede, halk yöneticilerin kararlarını sorgulayabilir ve adaletin teşvik edilmesini sağlayabilir. Kurumlar arasında güven inşası, uzun vadede sürdürülebilir hizmetler sunulmasına katkı sağlar.</p>
<table>
<tr>
<th>Dürüstlük</th>
<th>Şeffaflık</th>
</tr>
<tr>
<td>Güven inşa eder.</td>
<td>Hesap verebilirliği artırır.</td>
</tr>
<tr>
<td>İnsanları motive eder.</td>
<td>Kamuoyunun bilgilenmesini sağlar.</td>
</tr>
<tr>
<td>Toplumda adalet duygusunu pekiştirir.</td>
<td>Politikayı daha öngörülebilir hale getirir.</td>
</tr>
</table>
<p><strong>Makam mı</strong> yok hizmet mi sorusu netleşirken, dürüstlük ve şeffaflık ilkeleri, toplumların gelişimine önemli katkılar sağlar. Bu unsurları hayatımıza entegre etmek, her bireyin ve yönetimin sorumluluğudur.</p>
<p>Uzun Vadeli Planlama Yapılır</p>
<p>Uzun vadeli planlama, bir toplumun sürdürülebilir kalkınması için kritik bir unsurdur. <strong>Makam mı</strong> yoksa hizmet mi anlayışı çerçevesinde, hizmet etmeyi hedefleyen liderler, geleceği öngörerek stratejiler geliştirmelidir. Bu, yalnızca mevcut sorunlara anlık çözümler bulmakla kalmayıp, aynı zamanda gelecekte ortaya çıkabilecek krizleri de önlemek anlamına gelir.</p>
<p>Uzun vadeli planlama yapmanın birkaç önemli adımı şunlardır:</p>
<table>
<tr>
<th>Adım</th>
<th>Açıklama</th>
</tr>
<tr>
<td>Hedef Belirleme</td>
<td>Toplumun ihtiyaçlarını belirleyerek, ulaşılması gereken hedefleri saptamak.</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak Analizi</td>
<td>Mevcut kaynakların ve bütçenin incelenmesi, ihtiyaç duyulan ek kaynakların belirlenmesi.</td>
</tr>
<tr>
<td>Strateji Geliştirme</td>
<td>Belirlenen hedeflere ulaşmak için uygulanacak yöntemlerin oluşturulması.</td>
</tr>
<tr>
<td>İzleme ve Değerlendirme</td>
<td>Uygulanan stratejilerin etkisinin ölçülmesi ve gerektiğinde revize edilmesi.</td>
</tr>
</table>
<p>Bu aşamaların her biri, toplumun ihtiyaçlarına göre şekillendirilmelidir. <strong>Makam mı</strong>, yoksa hizmet mi anlayışı, aslında bu süreçlerin nasıl yönetileceğine dair bir perspektif sunar. Eğer liderler toplumun geleceğini düşünerek hareket ederse, hem <strong>makam</strong> kavramı daha anlamlı hale gelir hem de gerçek hizmet sunulmuş olur.</p>
<h2>Partizanlık Azalır</h2>
<p>Bir toplumda <strong>makam mı</strong> hizmet mi anlayışı baskınsa, partizanlığın azalması kaçınılmaz bir sonuçtur. Partizanlık, genellikle belli bir grup, ideoloji veya çıkar etrafında birleşmeler sonucu ortaya çıkar. Bu tür yaklaşımlar, toplumun ihtiyaçlarına hizmet etmekten ziyade kendi çıkarlarını öne çıkaran bir tutum sergiler.</p>
<p>Hizmet odaklı bir anlayış benimsemek, tüm bireylerin ve toplumsal grupların eşit bir şekilde muamele görmesini sağlar. Bu yaklaşım, insanları birleştirir ve herkesin söz hakkı olduğu bir ortam yaratır. Böylece, partizanlık kaynaklı kutuplaşmalar azalır ve toplumsal barış daha elverişli bir ortamda gelişir.</p>
<p>Ayrıca, <strong>makam mı</strong> hizmet mi yaklaşımıyla birlikte, bireylerin siyasetle ilgili kaygıları, kişisel çıkarları yerine toplumsal yararları düşünmeye yönelir. Bu da, israfı ve olumsuzlukları önleyerek, toplumsal ilerlemeyi hızlandırır.</p>
<p>Partizanlık azaldıkça, toplumun genel refah seviyesinin yükselmesi ve herkesin eşit haklara sahip olması daha olasıdır. Bu durum, sürdürülebilir bir gelişim ve adil bir yönetim anlayışı için temel bir ihtiyacın karşılanması demektir.</p>
<h2>Hizmet istiyorsak, ilk önce kendimizi düşünmekten vazgeçeceğiz&#8230;</h2>
<p>Gerçek bir hizmet anlayışının temelinde toplumsal fayda yatmaktadır. Hizmet etmek isteyen bireylerin, öncelikle kendi çıkarlarından sıyrılarak, çevresindeki insanların ihtiyaçlarına odaklanması gerekmektedir. Bu çerçevede, <strong>makam mı</strong> yoksa hizmet mi anlayışının önemi bir kez daha öne çıkmaktadır. Bireylerin kendi ego ve çıkarlarından uzaklaşması, hizmet anlayışının özünü oluşturacaktır.</p>
<p>Toplumumuzdaki pek çok sorun, bireylerin kendi menfaatlerini toplumun menfaatlerinin önünde görmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu noktada, hizmet etme isteğinin gerisinde yatan motivasyonları sorgulamak önemlidir. Eğer gerçekten bir değişim istiyorsak, bu değişimi sağlamak için önce kendimizi düşünmekten vazgeçmeliyiz. Kendi rahatımızı, makamlarımızı ve kişisel çıkarlarımızı bir kenara bırakarak, toplumun ihtiyaçlarına kulak vermek zorundayız.</p>
<p>Bu bağlamda, hizmet anlayışı, kişisel menfaatlerden arınmış bir perspektifle ele alınmalıdır. Bireyler, kendi iç dünyalarında bir dönüşüm gerçekleştirmeden, başkalarına hizmet etmenin mümkün olmadığını anlamalıdır. Kendi benliklerini bir kenara bırakmak ve topluma faydalı olabilmek için adımlar atmak, bu sürecin başlangıcı olacaktır.</p>
<p>Eğer gerçekten hizmet etmek istiyorsak, ilk önce kendimizi düşünmekten vazgeçmeli ve toplumsal ihtiyaçları göz önünde bulundurmalıyız. Bu, bireylerin ve toplumun gelişimi için kritik bir adımdır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/makam-mi-hizmet-mi-56084/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/09/eyup-demirezen-3.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>Hayriye Koy Sofrayı</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/hayriye-koy-sofrayi-88870/</link>
					<comments>https://www.velhasilgazetesi.com/hayriye-koy-sofrayi-88870/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Oct 2024 14:44:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[Eyüp DEMİREZEN]]></category>
		<category><![CDATA[hayriye]]></category>
		<category><![CDATA[sofra]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=88870</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Ben onların ekmeğini yedim&#8221; deyimi ülkemizde kültürel anlamda karşılık bulan bir sözdür .vefa içeren bu laf kültürümüzde ahde vefa anlamında geçmişte dedemizin babamızın yaptığı iyilikleri unutmayan insanların hatalar yapsak da bize karşı vefalarını göstermede önemli bir değerdi. Bir insanın en büyük borcu nedir? Ne hırs ne zenginlik… Unutulan bir iyilik, ödenmemiş bir vefa borcudur belki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Ben onların ekmeğini yedim&#8221; deyimi ülkemizde kültürel anlamda karşılık bulan bir sözdür .vefa içeren bu laf kültürümüzde ahde vefa anlamında geçmişte dedemizin babamızın yaptığı iyilikleri unutmayan insanların hatalar yapsak da bize karşı vefalarını göstermede önemli bir değerdi<a href="https://fast.com/tr/#" rel="noopener">.</a></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir insanın en büyük borcu nedir? Ne hırs ne zenginlik… Unutulan bir iyilik, ödenmemiş bir vefa borcudur belki de en ağır yük. Bugün o yükü taşımayan kalmadı neredeyse. Zaman değişti, insan değişti. Ama bir zamanlar, bu topraklarda, &#8220;Ben onların ekmeğini yedim&#8221; diyen insanlar vardı. O ekmek, sadece karın doyurmazdı; dostlukları, kardeşliği ve insanlığı beslerdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dedelerimiz, babalarımız başkalarının sofrasına oturduklarında sadece bir dilim ekmek değil, bir ömürlük minnet alırlardı. Ve ne olursa olsun, o minnetin gereği yapılırdı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu cümleyi hafife almayın !</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Babam gelen misafirlerine karnınız aç  mı ? diye sormadı hiç bir zaman . Dediği tek bir cümle vardı  &#8220;Allah ne verdiyse&#8221;</span></p>
<h2><span style="font-weight: 400;">&#8220;Hayriye koy sofrayı &#8221; </span></h2>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz bu cümle ile büyüdük gelen misafir karşında yedirdik içirdiridik..<a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Sofra" rel="noopener">.</a></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Hatalar yapardık, yanılırdık; ama karşımızdaki insanlar bize sırt dönmezdi. Çünkü &#8220;ben onların ekmeğini yedim&#8221; diyebilmek, bir nevi gönül borcunu kabul etmekti. Bugün bu cümleyi duymak, geçmişin bir yankısı gibi gelir kulağa. Çünkü artık kimse aynı masada oturup ekmeğini paylaşmaz gibi&#8230; Paylaşmak, karşılık beklemek değil, o ekmeğin ağırlığını omuzlarında taşımaktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vefanın en güzel anlamıdır bu. İnsan bir lokmaya ne çok şey sığdırır, bir düşünün. Bir ekmek parçasında saklı onca anı, iyilik, bağışlama, dostluk&#8230; Herkes hatalar yapar, ama o ekmeği paylaşanlar asla birbirini terk etmez. İşte bu yüzden, dedemizin, babamızın yediği o ekmek, sadece bir sofranın değil, koca bir ömrün simgesidir. Ve o ekmeği unutan, aslında geçmişi ve insanlığı da unutur<a href="https://www.velhasilgazetesi.com/?s=sofra">.</a></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugünlerde hepimiz biraz unutmaya meyilliyiz. Oysa &#8220;ekmek yedik&#8221; diyebilmek, vicdanımızı diri tutan bir hafızadır. Bu toprakların en kadim sözü, vefanın adıdır. Unutmayalım, o ekmekten payımıza düşen, sadece doymak değil, iyiliği ve vefayı yaşatmaktır.</span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.velhasilgazetesi.com/hayriye-koy-sofrayi-88870/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/09/Eyup-Demirezen-5.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>17 Eylül</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/17-eylul-87756/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Sep 2024 16:45:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[17 Eylül]]></category>
		<category><![CDATA[Kuvâ-yi Milliye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=87756</guid>

					<description><![CDATA[Tarih yaprakları 17 Eylül 1922’yi gösterdiğinde, Bandırma bir kez daha Türk milletinin bağımsızlık destanında onurlu bir yer edinmişti. Bu şehir, yalnızca güzel denizi ve verimli topraklarıyla değil, Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük mücadelesindeki direnişiyle de hatırlanmalıdır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstiklâl Harbi’nin sonlarına yaklaşırken, Anadolu’nun dört bir yanında Kuvâ-yi Milliye&#8217;nin cesur askerleri, işgalci kuvvetlere karşı büyük bir azimle savaşıyordu. Ve işte Bandırma, bu mücadelenin en kanlı sahnelerinden birine şahitlik etti. 17 Eylül, sadece bir şehrin düşman işgalinden kurtuluşu değil, aynı zamanda bir ulusun kaderini yeniden yazdığı gündü. Bu gün, Ege’nin mavi sularına doğru geri çekilen Yunan ordusunun son kez Türk topraklarında kurşun yağdırdığı, şehirleri ateşe vererek kaçışının sembolüdür<a href="https://fast.com/tr/#" rel="noopener">.</a></p>
<p>Bandırma, işte bu destanî mücadelenin en kutsal hatıralarından birini taşır: Son Kurşun. Kuvâ-yi Milliye&#8217;nin cesur neferleri, düşmanın kaçarken arkasında bıraktığı yıkıntılara ve yangınlara rağmen, büyük bir fedakârlıkla vatan topraklarını savunmuşlardı. Bandırma’da atılan son kurşun, sadece bir işgal ordusunun geri çekilişini değil, bir ulusun küllerinden doğuşunu simgeliyordu. Bu topraklarda son kurşun sıkıldıktan sonra, Bandırma’nın bağrından yükselen bağımsızlık ateşi, tüm Anadolu’yu sardı.</p>
<p>Ne yazık ki, Yunan ordusu kaçarken geride sadece harabeler bırakmadı; şehirde büyük bir yangın başlatarak, hem halkı hem de direnişi ateşe atmak istedi. Fakat onlar yanılıyordu. Bandırma’nın kalbi, ne ateşle ne de kurşunla sönmeyecekti. Bu şehir, Kuvâ-yi Milliye&#8217;nin kanıyla sulanan o onurlu direnişin simgesi oldu. O gün, sadece Bandırma’nın değil, aynı zamanda tüm Türkiye’nin bağımsızlık umudu yeniden doğdu.</p>
<p>Bandırmalılar için 17 Eylül, sadece bir zafer değil, aynı zamanda bir milletin özgürlüğü için verdiği mücadelenin sembolüdür. Bu şehirde atılan son kurşun, Türk milletinin bir daha esaret altına girmeyeceğini tüm dünyaya haykırmıştı. Bandırma’nın bağrından yükselen bu bağımsızlık ruhu, bugün de bizim kalplerimizde yankılanıyor.</p>
<p>Yarın, 17 Eylül’ü bir kez daha gururla anarken, bizler de bu kutsal mücadelenin mirasını yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmakla yükümlüyüz. Bandırma’nın kurtuluşu, sadece bir şehrin değil, tüm bir ulusun yeniden doğuşunun hikâyesidir. Türk milleti, bu topraklarda sonsuza kadar hür yaşayacak; Bandırma’nın kahraman ruhu ise bu mücadelede daima yol gösterici olacaktır.</p>
<p>Bağımsızlığımızın ve özgürlüğümüzün simgesi olan 17 Eylül, kutlu olsun!</p>
<p>YAZAR: Eyüp DEMİREZEN</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/09/Eyup-Demirezen-5.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>Peynir Kırıntısı</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/peynir-kirintisi-87496/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Sep 2024 19:48:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[çarşamba]]></category>
		<category><![CDATA[kırıntı]]></category>
		<category><![CDATA[peynir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=87496</guid>

					<description><![CDATA[Geçtiğimiz akşam, Bandırma Çarşamba pazarında geçirdiğim an, toplumsal adaletsizliğin acı yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi. Pazarın kapanmasına yakın saatlerde, tezgahını toparlayan bir peynirciye yöneldim. Ancak, az bir miktar peynir kalmıştı. Almak istediğim peynirler üzerine sohbet ederken, yanımda yankılanan bir ses dikkatimi çekti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Titrek ve utangaç bir kadın, peynirci kadına &#8220;Kırıntı peynir var mı?&#8221; diye sordu. Sesi, yaşamın zorluklarına karşı verdiği bir savaşın yansıması gibiydi. Peynirci kadın, sert bir şekilde &#8220;Yok&#8221; dedi. Kadının gözlerindeki çaresizlik, içimi burktu.</p>
<p>O an, bu sıradan görünmeyen ama derin anlamlar taşıyan soruya anlam vermeye çalışırken, peynirci kadına, yaşlı kadın gittikten sonra “Kadın ücretsiz peynir mi istedi?” diye sordum. Peynirci kadın, “Burada sadece kenar peynirlerini ucuza veririz,” yanıtını verdi. Bu basit açıklama ile yaşlı kadının yaşadığı zorluğu sesinin titremesinden anladım o sırada içimde bir acı hissettim.</p>
<p>Bu küçük olay, ülkemizde süt ürünlerinin ve hayvancılığın geldiği trajik noktayı gözler önüne sermekteydi. Bir zamanlar hayvancılıkla geçinen bir ülkede, süt ürünlerinin bu denli yüksek fiyatlarda olması, adaletsizliğin çarpıcı bir sembolü haline gelmiş durumda. Yaşlı teyze ve peynirci kadının arasındaki ki dialoğu size yazdım ama yaşadığım bu duyguyu size tarif etmemim imkanı yok .</p>
<p>Pazarın bu köşesinde yaşanan bu basit ama etkileyici an, toplumsal eşitsizliğin somut bir örneği bence. Bu tür olaylar, ekonomik ve sosyal adaletsizliklerin derinliğini anlamak için bir uyarı niteliği taşıyor. Toplumun en savunmasız bireylerinin yaşadığı bu tür sıkıntılar, herkesin ortak sorunu haline gelmeli .Bu konuda köklü çözümler geliştirilmelidir.<br />
Peynir kırıntısı deyip geçmeyin&#8230;</p>
<p>YAZAR: Eyüp DEMİREZEN</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/09/Eyup-Demirezen-5.jpg" />	</item>
		<item>
		<title>Dijital hayatlar</title>
		<link>https://www.velhasilgazetesi.com/dijital-hayatlar-86916/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyup DEMİREZEN]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 24 Jul 2024 09:11:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Köşe Yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[dijital]]></category>
		<category><![CDATA[eyüp]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.velhasilgazetesi.com/?p=86916</guid>

					<description><![CDATA[Dijital devrim, hayatlarımızı kökten değiştirdi. Her şey elimizin altında; bilgiye ulaşmak hiç bu kadar kolay olmamıştı. İletişim kurmanın, iş yapmanın, alışveriş yapmanın yeni yolları, dijital dünyanın sunduğu en büyük faydalar arasında. Fakat bu parlak dünyanın bir de gölgeli yüzü var; hayatlarımızı nasıl etkilediğini ve bizi ne denli büyük tehlikelerle karşı karşıya bıraktığını yeterince konuşuyor muyuz?]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dijital dünyanın sağladığı kolaylıkların başında, bilgiye anında erişim geliyor. Birkaç tıklamayla kütüphaneler dolusu bilgiye ulaşabiliyoruz. Ancak, bu bilgi akışının hızı, derinlemesine düşünmeyi, sorgulamayı ve anlamayı zorlaştırıyor. Her gün yeni bir bilgi bombardımanına maruz kalırken, doğru bilgi ile yanlış bilgiyi ayırt etmek zorlaşıyor. Sosyal medya platformları, yalan haberlerin hızla yayılmasına zemin hazırlıyor ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştiriyor.</p>
<p>İletişim araçlarındaki devrim, insanları birbirine yakınlaştırmakla kalmadı, aynı zamanda ilişkilerin yüzeyselleşmesine de neden oldu. Fiziksel temasın yerini alan dijital mesajlar, gerçek dostlukların ve samimi ilişkilerin yerini alamıyor. Her şeyin sanal olduğu bir dünyada, insanlar giderek daha yalnız ve izole hale geliyor.</p>
<p>En büyük tehlikelerden biri ise dijital bağımlılık. Akıllı telefonlar, tabletler ve bilgisayarlar, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Ancak, sürekli ekran başında olmanın getirdiği sağlık sorunları göz ardı ediliyor. Uzun saatler boyunca ekrana bakmak, göz yorgunluğuna, uyku problemlerine ve hatta ruh sağlığı sorunlarına yol açıyor. Dijital dünyaya kapılıp giden bireyler, fiziksel aktivitelerden uzaklaşıyor ve sağlıksız bir yaşam tarzı benimsemek zorunda kalıyor.</p>
<p>Mahremiyetin yok olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Kişisel bilgilerimiz, dijital platformlarda toplanıyor, saklanıyor ve hatta satılıyor. Her adımımızın izlenmesi, her tercihin kaydedilmesi, özgürlüğümüzü ve özel hayatımızı tehdit ediyor. Büyük veri şirketleri, bizden topladıkları bilgilerle davranışlarımızı yönlendirebiliyor, seçimlerimizi manipüle edebiliyor.</p>
<p>Dijital dünyanın sunduğu imkanlar ve kolaylıklar, kuşkusuz hayatımızı pek çok açıdan iyileştiriyor. Ancak, bu dünyaya körü körüne teslim olmak yerine, bilinçli bir şekilde hareket etmeli ve dijitalin karanlık yüzüne karşı tedbirler almalıyız. Eğitim ve farkındalık, bu mücadelede en büyük silahlarımız olacak. Dijital dünyanın ışığından faydalanırken, gölgelerinde kaybolmamak için hep birlikte çaba göstermeliyiz.</p>
<p>YAZAR: Eyüp DEMİREZEN</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
		<media:thumbnail url="https://www.velhasilgazetesi.com/wp-content/uploads/2023/09/Eyup-Demirezen-5.jpg" />	</item>
	</channel>
</rss>
