GÜNDEM YEREL DEĞİL!…
Halk güvenmiş, belediye başkanı seçmiş. Tabii ki bir şeyler yapmak ister. Tabi ki başarılı olmak, takdir edilmek ister.
Ve tabiki ülkesindeki genel siyasete katkı sağlamak ister.
Lakin, – özellikle CHP’Lİ – başkanların durumu malum.
İnisiyatif almaktan korkar durumda hepsi. Bu da vatandaşın prosedürlere boğulması demek. Bunun yanında, herkesin bildiği ve kabul ettiği bir konu daha var.
Bağış.
Yerel yönetimlerin başında spor kulüpleri var, yardım dernekleri var, sanatsal etkinlikler var…
Yani sadece yerelin çöpü ile, kaldırımı ile, yolu ile uğraşmıyorlar. Bunu siyasiler de normal seçmen de çok iyi biliyor.
Bir iş insanının o ilin, ilçenin… futbol takımına, ya da öğrencilere destek için kurulmuş bir derneğe… bağış yapması çok doğal. Ya da en azından şimdiye kadar doğal karşılanmaktaydı.
Ancak şu aralar en büyük suç oldu.
Örneğin, Bolu belediye başkanı bu gerekçe ile tutuklandı. Bağış yapanların şikâyeti ile “Üniversite öğrencilerine yardım için kurulan bir derneğe bağış yapmaya zorlanmışlar”.
Kimse kimseyi kandırmasın; dernekler aracılığıyla yerel yönetimlerin bağış toplaması Ak Partili belediyeler de dahil tüm belediyelerin uygulayageldiği bir icraat.
Ve yine kimse kimseyi kandırmasın, belediye başkanları inisiyatif kullanıp bu tür kurumların bağış yoluyla gelirini arttırmasa ne amatör futbol takımı kalır ne kamu yararına çalışan dernekler yaşayabilir.
Görünen o ki yerel yönetimler o yola sokuldu. İşler prosedürlere boğularak ağırlaştı. Kamu yararına çalışan dernekler yerel yönetimlerden şikâyet etmeye başladı.
Daha kötüsü belediye başkanları genel siyaset hakkında konuşmakta korkar oldu.
Ancak şu da bir gerçek: Yerel yönetimlerin bu tür kuşatmalarla başarısız gösterilmesi genel siyasete yansımıyor.
Çünkü halkın gündemi yerel değil.
Enflasyon. Enflasyon karşısında eriyen maaşlar. Açlığa mahkûm edilen emekliler. İşsizlik. İyi eğitim almış gençlerin yurtdışına gitme isteğinin doruk yapması.
En önemlisi de çok önemli kurumlarda yaşanan güven erozyonu…
Yerel yönetimlerin eleştirecek yönü yok mu?
Çok…
O da bir başka yazıda.
Örneklerle.
Başımızdan geçenlerle…
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
