“Laf olsun torba dolsun” mantığıyla yazmayı sevmiyorum. Hiç mi yazmadım? Tabii ki hayır!
Lakin bu yazıları hiç sevemedim.
Yaklaşık kırk yıllık yazı hayatımda her zaman eleştiriyi çıkardım ön plana. Çünkü amacım bir şeyleri değiştirmekti. Tuttuğum köşe de o amaç doğrultusunda kullanılagelen bir araç olmalıydı.
Siyasi saplantıların, konsolide edilmişliğin, kamplaşmanın doruğa çıktığı bir toplumda “doğru bildiğine doğru” diyebilmenin ağır bedelleri olduğuna sanıklık ettim çok kez.
“Siyaset” denilen kavrama profesyonel siyasilerin penceresinden bakanlar, bir yazımızda takdir ettiler diğer yazımızda yerden yere vurdular bizi.
Sonuçta övgüleri unutulmuş, kızgınlıkları kazınmış belleklere. Bunu da daha güzel bir Susurluk için düşünce üretmekle yetinmeyip pratiğe geçirme hamlelerinde öğrendim.
Attığım her adımda bana karşı kulis yapanları tek tek sayabilirdim. Sorulsaydı nedenleri de söylerdim tek tek.
Üzüldüm çok.
Ama geride kaldı tümü.
Üzüntüm de geçti.
Kırgınlığım geçmedi ama. O bana özel hep kalacak.
Son yerel seçimlerde bir rüzgar esti.
Halk mevcut iktidara bir ders vermek istedi.
Aday’a, meclis üyesine… bakmadan CHP’yi yerelde iktidar yaptı.
Yani dostlukların zarar görmesine hiç gerek olmadığı çıktı ortaya. Onu da tarihe düşelim.
Şimdi sakin kafa ile düşünüyorum da boşunu takmışım kafaya.
Taşrada yaşıyorsan hep olan şeylermiş bunlar.
Önemli olan kişin kendini yargıladığında özgür kalabilmesi. Önemli olan, kişin kendisine olan saygısını koruyabilmesi. Gerisi boş!
Ben tarihe not düşmeye devam ediyorum bunu bilin. – mış’larla karar vermeyin.
Yazdıklarımı okuyun.
Haksız olduğum tek cümle varsa yorumlara ekleyin. Çakma değilse hesabınız, başımızın üzerinde yeriniz var.
Bu haftaki samimi bir söyleşiş oldu.
Daha sonra… devam.
“Hani satmayacaktınız; Hani şeffaf olacaktınız”’lara
Bugün bir ihale daha varmış? Var mı bilen?
Hayırlı olsun diyelim mi?
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
