Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve küresel strateji merkezleri, uzun süredir “Hastalık X” adını verdikleri, COVID-19’dan çok daha sarsıcı bir pandemi riskine karşı dünyayı uyarıyor. Bu uyarılar artık birer senaryo olmaktan çıkıp uluslararası ajandaların (Agenda 2030) bir parçası hâline gelmiş durumda. Peki, bu sürece sadece bir sağlık krizi olarak mı bakmalıyız, yoksa toplumsal yapının kökten değişimine hazırlanan bir “dijital dönüşüm” mü?
Veriler ne diyor?
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) raporlarında sıkça geçen “Büyük Reset” (The Great Reset) kavramı, aslında geleceğin dünyasında mülkiyet ve yaşam standartlarının nasıl değişeceğini fısıldıyor. 2030 projeksiyonları, kaynak yönetiminin “merkezileşeceği” bir dünyaya işaret ediyor. Bu durum, bilimsel çevrelerde “kaynakların sürdürülebilir yönetimi” olarak adlandırılsa da pratikte bireylerin su ve enerji kullanımının dijital takip sistemleriyle sınırlandırılması riskini doğuruyor.
Dijital izleme ve “sorumlu vatandaşlık”
Gelecekteki pandemi yönetimi modellerinde sadece sağlık verilerinin değil, sosyal davranışların da puanlandığı bir sistemin altyapısı tartışılıyor. “Sosyal Kredi Sistemi” benzeri uygulamaların küresel ölçekte bir “vatandaşlık karnesine” dönüşme ihtimali, artık teknoloji dünyasının en ciddi etik tartışmalarından biri. Bu sistem hayata geçtiğinde bireyin karbon ayak izinden su tüketimine kadar her tercihi sosyal haklarını doğrudan etkileyebilir.
Algı yönetimi ve toplumsal bağışıklık
Toplumun bu büyük dönüşüme hazırlanması sürecinde geleneksel aile yapısının ve ahlaki değerlerin medya üzerinden yıpratılması, aslında kolektif direncin zayıflatılması anlamına geliyor. Gündelik tartışmalarla meşgul edilen kitleler, kapıdaki kaynak savaşlarını ve dijital prangaları fark etmekte geç kalıyor.
Stratejik çözüm ise yerli ve millî savunma
Devletimizin bekası ve milletimizin hürriyeti için küresel dayatmalara karşı kendi “teknolojik ekosistemimizi” kurmalıyız.
Kaynak bağımsızlığı, mesela. Suyun bir “kontrol aracı” olarak kullanılmasına karşı atmosferik su hasadı gibi bağımsız çözümler geliştirilmeli.
Millî teknoloji, küresel ağlara ve onların puanlama yazılımlarına mahkûm kalmamak için kenevir tabanlı savunma ve yerli dijital altyapı projeleri hayati önem taşıyor.
YAZAR: Meliha ATEŞ
Hazırlıklı olmak hak ve ödevdir.
Bu tespitler bir korku senaryosu değil, küresel raporların bize gösterdiği birer stratejik uyarıdır. Amacımız galeyan değil, uyanıştır.
