Yeni yapılan termal otelin dibinde.
Elli iki bin metrekare kapalı termal, sera, soğuk hava deposu, deposu, projesi onaylanmış yüz yirmi dönümlük bir arazi.
Mücavir alan.
Planlama ile turizme açılabilecek konumda.
Hepsi bir tarafa pirinç yetiştirilecek düzeyde sulak ve verimli.
Belediyenin tüm mal varlığı bitti de Kepekler köyünden miras kalan bu denli değerli gayri menkule mi geldi sıra?
Kaynak yaratmak başka şey. Kaynakta süreklilik vardır.
Oysa, Kepekler halkının öz malı olan bu yeri sattığınızda bırakın sera yapmayı, bırakın turizme açmayı, pirinç bile yetiştiremeyeceksiniz.
Bu satışla birlikte gündeme düşen başka bir konu daha var: “Susurluk Belediyesinin yüz milyonu aşan borcu.”
O zaman doğal olarak akıllar şu soru geliyor: Satıştan elde edilen paralar işçi maaşı ödemek için kullanılıyor?
Eğer öyleyse: bunu söyleyin. Açık yüreklilikle.
Ve İller Bankası’ndan gelen parayı personelinize ödemek zorunda olduğunuz miktarı dökün kâğıda. Paylaşın halkla.
Kimsenin işini kaybetmesini istemez bu millet. Makul karşılar.
Sadece şunu der belki: “Susurluk için geleceği olan gayrimenkulleri koruyun”.
Arsalar üretin. Onları ihale edin.
Tarla satmayın. Gelecek tarımda.
En azında tarla vasfından çıkarıp imarlı alana dönüştürüp parselleyerek satın.
Ancak siz öyle demiyorsunuz.
Kafalar karışıyor.
Düzenlenen Atatürk Parkı mesela. Büyük Şehir ’den çıkmıyor mu para? (Eğer Susurluk Belediyesi’nden çıkıyorsa da çok yazık oluyor.)
Bir de şu Susurluk’un geleceğini sattırmayız, diyenlere lütfen “siz de sattınız” yanıtını vermekten vaz geçiniz. Bu; “seninki benden kara” mantığıdır. Çocukçadır.
Tekrar söylüyorum:
Henüz geç kalmış değilsiniz:
“Gelin Kepekler halkının ama Susurluk için de çok önemli stratejik bir özelliği olan ve sadece Susurluk değil, Balıkesir’de de gündeme oturan bu satıştan VAZ GEÇİN!…
YAZAR: Levent GÜNDOĞAN
