Olumlu bakış açısıyla görebileceğimiz her şey değerini yitirmeye başladı. İnsanoğlu kendisine bahşedilen muazzam aklı ve eşsiz düşünce varlığını ayakları altına alarak köşesine çekildi.
Bundan doğan şükür ve ahlâk yoksunluğu ise toplumların geleceğini çöküşe sürükleyici en büyük etken oldu.
Yeni dünya düzeni kurucuları yüzyıllardır geleceğin yönünü çizerek devletlerin ve milletin navigasyonunu belirlemeyi başardılar.
Hâl böyle olunca bizlere de çizilen yolda ilerlemek düştü. İstemsiz kabul gören mağlubiyetin kaybedenleri olarak asla! dediğimiz, olması imkânsız bildiklerimizi kucaklar olduk. Bakmayı bırakıp görmeyi idrak etmeyi başardığımızda insan üzerindeki şekillenmenin mevcudiyeti muhakkak bizleri düşünmeye zorlayacaktır..
İki ayrı cins fakat birbirini tamamlayan kadın ve erkeğin rollerini değiştirerek yine güvencemiz olan gençliğin geleceğini baltalayan yeni dünya düzeni büyük TERÖR ÖRGÜTÜDÜR..
Gayri ahlâkî film ve diziler, haftanın beş günü yayımlanan kadın programlarının bilinç altımıza empoze eden masum mesajları kabullenir hale getirilerek tedavisi imkânsız hasta zihniyetler türettiler.
Eşler nasıl aldatılir? hırsızlığa teşvik yolları, lüks özentiler, aile kavramının kutsallığını ortadan kaldıran zinanin normallestirilmesi, şiddet eğilimli davranışlar ve art arda bitmeyen sorunların alt yapısını oluşturan medya üzerinden çiğnenen örf ve adetler.
Bunların hepsi kapitalist düzene hizmet eden küreselleşmenin perde arkası gerçekleridir. Evrensel yasa gibi yaşamın her alanına zorunlu dayatılan küreselleşme
cami önünden geçmeye korkan bireylerin kiliselere mum dikmek için sıraya geçen hakkı batıla tercih eden kimliklere gark olundu.
Dinî siyasete kurban eden adı; hacı hocalar sayesinde rabbinden yüz çeviren çevirene..
Dünya’nın dört bir köşesine bilinçli olarak atanan küresel işlevin maşaları din mensupları yine İsrail’de ki siyonizme hizmet eden ilahiyat fakültelerinden dağılıyor.
Ayrıntılarda gizli Allah ve din düşmanları şeytana hizmette küsur etmiyor.
Kendilerine gelen tüm peygamberleri katleden ve lanetlenen bir toplumla karşı karşıyayken maalesef bizler müslüman olmaktan çok mümin olmayı tercih etmedikçe Siyonizm’in uşakları rolüne biat’ta bir numara olmaya devam edeceğiz gibi..
Şanlı bir ecdadın evlatları olan bizler vatanımızı ve birlik beraberliğimizi yüzyıllardır sırt sırta vererek muhafaza etmedik mi?
Alevi-Sünni si ,kürdü gözetmeksizin kardeş kardeşe yaşarken Kürt vatandaşlarımızın cümlesini PKK’lı gösteren bizi birbirimize düşürmeye calisan yine dış güçler değil mi?
Rahmetli Erbakan hocanın” mesele Suriye değil asıl mesele Türkiye’dir..” Dün bu sözler zikredilirken bugün zuhur bulmadı mı?
Siyonizm’in gözden kaçırdığı bir husus var ince ve hassa bir nokta.
Türkiye’deki inanç ve milliyetçilik ortadan kalktığı an tüm dünya Müslümanlarının yenildiği andır.
Bu millet düşse de sürüklense de kalmayı da bilir küllerinden doğmasını da…
Büyüdüğümüz sokaklarda yürüyemez olduk . Evinden çıkan kayıplara karışana ya da cenazesi dönen suç makinalarınin kurbanları oluyorlar. Zihniyet mayın tarlaları olmuş vuran vurana kıran kırana ..
Madde bağımlılığı yüzünden 13 yaşındaki çocukların %42 oranın da ölümlerde artış var rapora göre, suç işleyen çocukların %75’i 15-17 yaş, yüzde 29’u ise 12-14 yaş aralığında yer alıyor.
Ekonomik zorluklar, düşük eğitim düzeyi, kalabalık ve yoksul aile, göçler ve kültürel çatışmalar suça sürüklenme oranını arttırarak hüküm yiyorlar.
14 yaşındaki çocukların yerleri ceza evi değildir. Türkiye’de mahpusların önemli bir bölümü 18-24 yaş aralığındaki gençlerden oluşuyor.
Hapishaneye düşen çocuklarin geri dönüşümleri için yapılan projeler ne kadar yeterli ve verimli?
Eğitim ve öğretim yuvası okullarımız da verilen derslerin yeterliliğini ve öğretmenlerin yaklaşımları sorgulanmalı, Allah’ın önceliği,adalet ve ahlâk örnek alınmadıkça toplum olarak doğrulamak mutlak değildir.
BUNLARA SEBEP OLANLAR KÜRESEL SİSTEMİN AKTÖRLERİDİR VE TERÖRÜN ALT YAPISI DA SİYONİZM’İN KENDİSİDİR..
YAZAR: Meliha ATEŞ

